Aile Hukuku Tarihçesi

0
267

Aile Hukukunun TARİHÇESİ

Aile Hukukunun tarihçesi, Hukuk Tarihinin inceleme konusu ise de bu bölümde kısa bir açıklama yapmakta fayda vardır.

Eski Türklerde Aile Hukuku tamamıyla örf ve adet hukukuna dayanmakta idi. İslamiyet kabul edildikten sonra Aile Hukukunun kurallarında değişiklik olmuştur. Aile Hukuku kurallarının büyük ölçüde Kuran içinde yer aldığını görmekteyiz.

Gerçekleşen değişikliğe boşanma kavramından örnek verebiliriz.

Roma Hukuku, Cermen Hukuku, Babil ve İbrani Hukuklarında, Arap Hukukunda serbest boşanma sistemi geçerli idi. Bu kurum talâk namı altında Müslüman Türklere geçmiştir.

İslamiyet’ten önce Türklerde boşanma zina, fena muamele, ağır hakaret, eşlerden birinin evlilik görevini yerine getirememesi sebeplerine göre karı ve kocaya bu hak eşit olarak tanınırdı.

Talâk, ilke olarak kocanın hiçbir sebep göstermeksizin tek taraflı olarak eşini boşayabilmesidir. Talâk sözlük bakımından “bağı çözmek, serbest bırakmak” anlamına gelmektedir. Talâkın fıkhi tanımı ise “Belli sözlerle evlilik bağını çözmek ve kaldırmaktır”. (Hayreddin KARAMAN, Mukayeseli İslâm Hukuku. İstanbul-1996, Cilt.1. s.348.)

İslâm hukukunda boşanma cevaz sınırından farza uzanabilmektedir:

  • Sünnete uymayan boşamalar haramdır,
  • Kusursuz eşi usulüne uygun da olsa boşamak mekruhtur,
  • İffetli veya dindar olmayan eşi boşamak mendubdur,
  • Geçimsizlik durumunda hakemler gerek görünce,
  • Keza-ilâ (kadına belirli süre yaklaşmamaya yemin) durumunda sürenin dolmasına rağmen normal evlilik yaşamına dönülmediğinde ise boşamak farzdır.

Kocanın karısını istediği zaman boşayabilmesi olanağı sadece manevi ve İlâhi bir takım kayıtlarla sınırlandırılmıştır.

Hazreti Muhammed (s.a.s) şöyle söylüyor:

“Allah’a en sevimsiz olan helâl, talâktır”.

Nitekim Kur’an’da “Karılarınız size itaat ederse, onları incitmeye bahane aramayın!” denmiştir. (TEKİNAY, s. 181. Nisa süresi, 34, ayet.)

İlahi-Tabii hukuk anlayışı aslında boşanma kurumunu “caiz olan hukuksal işlemlerin en sevimsizi” olarak görmektedir. (Hüseyin HATEMİ/Rona SEROZAN, Aile Hukuku, İstanbul-1993, s,206. Nisa suresi 19. ayet: “Onlarla iyi geçinin”.)

Bilindiği üzere Türk hukuk devriminin temel taşlarından biri olan 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 17 Şubat 1926 tarihinde kabul edilmiş, 4 Nisan 1926 tarihli Resmi Gazetede yayımlanmış ve 4 Ekim 1926 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

O tarihlerde dönemin Adalet Bakanı olan Sayın Mahmut Esat Bozkurt’un ifadesiyle Türkiye Cumhuriyetinin tevdin edilmiş bir Medeni Kanunu yoktu. Yalnız, sözleşmelerin küçük bir kısmına değinebilen ve 1851 maddeden oluşan Mecelle vardı. Mecelle 20 Nisan 1869 tarihinde yazılmaya başlanmış ve 16 Ağustos 1876 tarihinde tamamlanarak yürürlüğe konulmuştu. Denilebilirdi ki bu yasanın o günlerin gereksinimlerine uyan ancak 300 maddesi vardı. Geriye kalanı ise o tarihlerde Ülkemizin gereksinimlerini karşılamayacak kadar ilkel bir takım kurallardan oluştuğundan uygulanamamakta idi.

Türk adaletinin bu yokluktan ve pek ilkel durumdan kurtarılması devrimin gereklerine uyan yeni bir Türk Medeni Kanununun hızla oluşturulması ve uygulamaya konulması bir zorunluluk idi. Bu amaçla hazırlanan 743 sayılı Türk Medeni Kanunu, o yıllarda medeni kanunlar içinde en yeni, en eksiksiz ve halkçı olan İsviçre Medeni Kanunundan alınmıştı. Bu görevi dönemin Adalet Bakanlığı tarafından verilen direktifler içinde Ülkemizin seçkin uzman hukukçularından oluşan özel bir komisyon yerine getirmişti.

Bütün yasalarda olduğu gibi 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi de (Roma-Cermen hukuk sisteminden mülhem yasa İsviçre’nin Neuchatel Kantonundan tercüme edilerek kabul edilmiştir. Mehmet PALAMUT, Medeni Hukuk. İstanbul-2004, s. 5.) zamanla günün gereksinimlerine yanıt veremez duruma gelmişti. Nitekim aynı zorunlulukla Almanya ve İsviçre’de de yaşanan çağın gereklerinden uzak kalan Alman Medeni Kanunu (BGB. Bürgerliches Gesetzbuch (Alman Medeni Kanunu)) ve Medeni Kanunumuzun kaynağını oluşturan İsviçre Medeni Kanununda (ZGB. Schweizeriche Zivilgesetzbuch (İsviçre Medeni Kanunu)) da köklü değişiklikler yapılmıştır.

22.11.2001 tarihinde kabul edilen 4721 sayılı yeni Türk Medeni Kanunu Resmi Gazete’nin 8.12.2001 tarih ve 24607 sayısında yayınlanmış ve bu yasa TMK m. 1029 hükmüne göre 1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here