“Aile Konutu” Aynı Zamanda İş yeri Olabilir

0
235

“Aile Konutu” Aynı Zamanda İşyeri Olabilir

Aile konutu aynı zamanda eş ya da eşlerin işyeri özelliğini de taşıyabilir. Ticari faaliyet özgürlüğü ile barınma hakkının çatıştığı böyle bir durumda malik olmayan eşin TMK. m. 194 korumasından yararlanabilmesi için konut-işyeri elden çıktığında eş ve çocukların barınmasız kalıyor olması gerekir. Bu nitelikteki konut-işyeri üzerindeki tasarruflarda diğer eşin rızası aranacaktır.

“..Dava konusu taşınmaz tapuda ev, dükkan ve kahve vasfıyla davacının eşi Ramazan ve bunun kardeşi dava dışı İsmail adına 1/2’şer oranda paylı mülkiyet şeklinde kayıtlıdır. Taşınmaz üzerindeki iki katlı binanın davacı ve eşinin aile konutu olarak kullanıldığı toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Taşınmazın tapu kaydı üzerinde “aile konutu” olduğuna ilişkin bir şerh bulunmamaktadır. Paylı mülkiyette, paydaşlardan her biri kendi payı bakımından malik hak ve yükümlülüklerine sahiptir (TMK.md.688/3). Ne var ki, Türk Medeni Kanununa göre; eşlerden biri diğer eşin açık rızası olmadıkça aile konutunu devredemez veya aile konutuyla ilgili hakları sınırlayamaz (md. 194/1). Davalı Ramazan’ın kendi payını, kanunun bu hükmüne aykırı olarak eşinin açık rızasını almaksızın 19.09.2006 tarihinde diğer davalı Erdem’e satış suretiyle devrettiği tartışmasızdır. Türk Medeni Kanununun 1023.maddesi gereğince tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan üçüncü kişinin kazanımı korunur. Bu yasal hükme göre, taşınmazın tapu kütüğünde, o taşınmaz üzerinde sonradan kazanılan hakların sahiplerine karşı ileri sürülebilecek ve bu kişilerin iyiniyet iddiasını bertaraf edebilecek aile konutu olduğuna ilişkin bir şerh bulunmadığına göre, payı devralan Erdem’in iyi niyetli olması halinde kazanımının korunacağı açıktır. Kanunun iyiniyete hukuki sonuç bağladığı durumlarda asıl olan iyiniyetin varlığıdır. Ancak durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse de iyiniyet iddiasında bulunamaz (TMK. md.3). Toplanan deliller, pay devralan Erdem’in kötüniyetli olduğunu kabule yeterli değildir. Davacı, davalı Erdem’in kötüniyetli olduğunu ispat edememiştir. Öyleyse davanın reddi gerekirken iptal ve tesciline karar verilmesi doğru bulunmamıştır.” Y2HD, 01.12.2010, 1***3-2***0

Karşı oy: “Dava konusu taşınmaz tapuda ev, dükkan ve kahve niteliğiyle 1/2 payı davalı eş Ramazan adına kayıtlıdır. Davalı eşin 1/2 payı karşılığı konutu eylemli bölüşümle davacı eşiyle birlikte kullandıkları konusunda bir delil yoktur. Davalı kocanın payının hukuken olduğu gibi, eylemli olarak taşınmazın her bölümünde geçerli olduğu anlaşılmaktadır. Taşınmazın egemen niteliği konut olmayıp, işyeri niteliğidir. Davacı eş tarafından temlik öncesi tapuya aile konutu şerhi verdirilmiş değildir. Egemen niteliği konut olmayan, tapuda da bir kısmı için bile aile konutu şerhi verilmemiş olan bir taşınmazın satışında alıcının Türk Medeni Kanunun 194.maddesi gereğince diğer eşin açık rızasını alması beklenemez. Bu durumda, davanın reddi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmiş olması isabetsizdir. Değerli çoğunluğun bozma kararına katılmakla birlikte gerekçesine katılmıyorum.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here