Aile Konutu Davalarında Açık Rızanın Alınmamasının Sonuçları

0
247

Aile Konutu Davalarında Açık Rızanın Alınmamasının Sonuçları

Aile konutuna ilişkin işlem tarafı olmayan eşin rızasının alınmamasının sonuçlarını genel olarak inceledikten sonra oluşan zarar varsa yapılacaklar hakkında bilgi vereceğiz.

GENEL OLARAK

TMK. m. 194 f.I hükmüne göre aile konutunun maliki olan eş aile konutunu eşinin rızasını almadan devredemez.

Aile konutunun maliki olan eş aile konutunu eşinin rızasını almadan devrederse ne olacaktır?

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu karşı oyumuz bulunan kararında iyiniyetli üçüncü kişinin kazanımının korunması görüşündedir. YHGK, 04.10.2006, E: 2006/2-591, K. 2006/624,

Karşı oyumuzun yer aldığı bu Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararının yayınlanmasından sonra

TMK m. 1 f. III hükmüne göre; “Hakim, karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanır” hükmü uyarınca bilimsel görüşler de izlenmiştir.

Karşı oydan sonra yayınlanan eserlerde Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararına karşı bilimsel öğretide aşağıdaki görüşlerin sergilendiğini belirledik.

GÜMÜŞ “TMK 194 öngördüğü şerh imkanı dışında, işlem tarafı üçüncü kişilerin TMK 1023’ten farklı olarak tescilin (kaydın) yolsuzluğu dışında salt tapu kütüğüne kayıtlı taşınmazın aile konutu niteliğine yönelik iyiniyetini koruyan bir hüküm içermemektedir.” düşüncesindedir.

GÜMÜŞ sonuç olarak “Sonuçta söz konusu YHGK kararı en kısa dönülmesi gereken isabetsiz bir sonucu yansıtır” görüşünü sergilemiştir. GÜMÜŞ, s. 104

Görüşümüz SEROZAN tarafından da aynen benimsenmiştir; “Ne denli çok yinelense az sayılabilir; eşin oluru alınmadan yapılan aile konutunun devri işlemi, devralan kişi ister iyi niyetli olsun ister kötü niyetli olsun, her halde kesin hükümsüzdür. Hele Yargıtay’ın TMK 194 kuralına ilişkin anti-sosyal kararı ışığında yeni rejimin derhal yürürlüğünü bir devrim diye nitelemek büsbütün şaşırtıcıdır”

Aile konutunun başkasına devrinin önlenmesi yönündeki tedbir talebinin konusu kalmamış ise bu yön dikkate alınmalıdır.

“…Aile konutu olarak özgülenen meskenin, tapusuz olup, dava tarihinden önce 5.8.2002 tarihinde davalı tarafından Ömer Tosun isimli kişiye zilyetliğin devri suretiyle devredildiği, Ömer Tosun’un da aynı tarihte İbrahim Duran adlı kişiye devrettiği anlaşılmaktadır. Konutu devralan İbrahim Duran’la davalı arasında 6.8.2002 tarihinde (2) yıl süreyle kira sözleşmesinin yapıldığı görülmektedir. Bu durumda, aile konutunun başkasına devrinin önlenmesi yönündeki tedbir talebinin konusu kalmamıştır. İstek, Türk Medeni Kanununun 194. maddesine dayanan tedbire ilişkin olup, ortada “tasarrufun muvazaa nedeniyle İptali” yönünde açılmış bir dava da bulunmadığına, yine dava tarihine göre Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun müddeabihin temliki halinde hareket tarzı ile ilgili 186. maddesinin uygulanmasına da olanak yoktur. Türk Medeni Kanununun 194/son maddesi koşulları da bulunmadığı gibi, bu yönde de bir talep bulunmadığına göre aile konutuyla ilgili tedbir istemi, konusuz bulunmakla karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm tesisi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.” Y2HD. 13.03.2003. 2***8-3***1

RIZA VERİLMEMESİ SONUCUNDA OLUŞAN ZARAR

Aile konutuna ilişkin işlem tarafı olmayan eşin rızasının alınmamasının sonucunda oluşan zarar koşulları varsa Borçlar Kanunu m. 41/11 hükümlerine göre rıza verebilecek durumda olduğu halde haklı bir sebep bulunmadığı halde rıza vermekten kaçınan eşten talep edilebilir.

Davacı taraf işlem tarafı eş olabileceği gibi koşulları kanıtlanmışsa üçüncü kişi de olabilir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here