Aile Konutu Devrinin İptali Davası

0
57
Aile Konutu Devrinin İptali Davası
5 (100%) 1 vote

Aile Konutu Devrinin İptali Davası

TMK. m. 194 f.I hükmüne göre eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutunu devredemez.

Aile konutu diğer eşin rızası alınmadan satılmışsa kesin hükümsüz işlem söz konusu olduğundan hükümsüzlük her zaman İleri sürülerek açılacak iptal davası sonucunda tapu kaydı rıza almayan eş üzerine döndürülebilir.

Genel Olarak

Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadan aile konutunu devrederse malik olmayan eş açık rızanın yokluğu sebebiyle iptal isteminde bulunabileceği devreden ehliyetsiz ise bu sebeple de İptal isteminde bulunabilir.

Açık Rızanın Yokluğu Sebebiyle İptal İstemi

Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadan aile konutunu devrederse malik olmayan eş açık rızanın yokluğu sebebiyle iptal isteminde bulunabilir.

Bu konuda Yargıtay’da yapılan uygulamaya örnek verebiliriz;

“…Olayları açıklamak taraflara hukuki değerlendirme hakime aittir. Davacı kadın, dava konusu taşınmazın aile konutu olduğunun tespiti ile diğer davalıya yapılan satış işleminin muvazaalı olması nedeniyle tapu kaydının iptalini istemiştir. Taşınmazın aile konutu olup olmadığının ve davalı kocanın devir işleminin muvazaalı olup olmadığının belirlenmesine yönelik taraf delilerinin toplanıp delillerin bu çerçevede değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde ret karan verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.” Y2HD, 26.01.2005, 1***0-7***0

“…Olayları açıklamak taraflara hukuki değerlendirme hakime aittir. Davacı kadın, dava konusu taşınmazın aile konutu olduğunun tespiti İle diğer davalıya yapılan satış işleminin muvazaalı olması nedeniyle tapu kaydının iptalini İstemiştir. Taşınmazın aile konutu olup olmadığının ve davalı kocanın devir işleminin muvazaalı olup olmadığının belirlenmesine yönelik taraf delilerinin toplanıp delillerin bu çerçevede değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde ret kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.” Y2HD. 20.09.2004. 9***6-1***4

“…. Olayları açıklamak taraflara hukuki nitelendirme hakime aittir. Dava aile konutu olduğu iddia edilen taşınmazın 3. kişiye muvazaalı olarak devrinin iptaline ilişkindir. (HUMK. md. 76) Tarafların bu konudaki delillerinin toplanarak birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar vermek gerekirken eksik inceleme ve yanlış nitelendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.“  Y2HD,19.09.2005.1***3-1***4

“..Islah (HUMK.md.83-90) işleminin geçerli olabilmesi için öncelikle bu yöndeki irade beyanının duraksamaya yer bırakmayacak şekilde açık ve net olması gerekir. Tüm dosya kapsamı ve özellikle mahkemenin “davanın tümden ıslahı” olarak değerlendirdiği 4.11.2008 tarihli oturum tutanağına geçirilen davacının sözlü açıklamaları ile daha sonra mahkemeye sunduğu 14.11.2008 tarihli dilekçesi bir bütün halinde değerlendirildiğinde; yasanın aradığı anlamda davacının davasını ıslah iradesinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davacı Ebru’nun 4,11.2008 tarihli oturumdaki.”…gerekirse davamı bu konuda ıslah edeceğim….” şeklindeki açıklaması davalının aynı oturumdaki: “…kabul etmiyorum, ıslah olarak kabul edilecek olursa…” biçimindeki beyanı da ortada açık ve net bir “ıslah” işleminin olmadığını göstermektedir. Açıklanan nedenle; ortada geçerli bir “ıslah” olmadığı gözetilerek, davaya açıldığı şekliyle tapu iptali ve tescil, tapuda aile konutu şerhi konulması davası olarak devam edilmesi gerekirken yazılı şekilde dava dilekçesinin iptaline karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.” Y2HD,01.02.2010, 1***3-1***9

“.. Davacı, 6.12.2007 tarihli dilekçesiyle davayı ıslah etmiş, ıslahla, tapu iptali ve tescil isteğinin Türk Medeni Kanununun ] 94/1 maddesine dayandığını açıklamıştır. Islah, mahkemeye karşı tek taraflı ve açık bir irade bildirimi ile yapılır. Islahın tamamlanması, ne karşı tarafın ne de mahkemenin kabulüne bağlı değildir. Davanın ıslahı karşısında, mahkemenin bunun kabulü veya ademi kabulü hakkında bir karar vermek zorunluluğu bulunmamaktadır. Mahkeme; usulüne uygun şekilde ve zamanında yapıldığı taktirde davayı ıslah edilmiş şekliyle sonuca bağlamak zorundadır. O halde tahkikata ıslah edilen iddia üzerinden devam edilip, gösterdikleri delillerin toplanarak bu çerçevede değerlendirilerek sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.” Y2HD,08.02.2010, 2***3-2***9

Ehliyetsizlik Sebebiyle İptal İstemi

Aile konutunun devrinin iptali ehliyetsizlik sebebiyle de istenebilir.

“….Davacı kadın aile konutu (TMK. m. 194) olarak özgülenen taşınmazın açık rızası alınmadan kötü niyetli olan üçüncü kişiye satıldığını öne sürerek işlemin muvazaalı olması ve işlem tarafı olan kocasının ehliyetsiz olduğu gerekçesiyle satışın iptali isteminde bulunarak işlem tarafı üçüncü kişiye husumet yöneltmek suretiyle dava açmıştır. İşlem tarafı olan kocanın Türk Medeni Kanununun m. 406 hükmü gereğince vesayet altına alındığı ve davacı kadının vasi olarak atandığı anlaşılmaktadır. Bir işte yasal temsilcinin menfaati İle kısıtlının menfaati çatışıyorsa vesayet makamı tarafından bir temsil kayyımı atanması gerekmekledir. (TMK. m.426/2) O halde işlem tarafı olan kocaya bir temsil kayyımı atanarak davaya dahil edilip gösterdiği takdirde delilleri toplanarak sonucu uyarınca bu karar vermek gerekirken eksik hasımla yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.” Y2HD,30.10.2006, 1***9-1***9

“..Eşlerden biri diğer eşin rızası bulunmadıkça aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz. (TMK. M. 194/1) Davacı, aile konutu üzerine konulan ipoteğin malik olan eşin ehliyetsizliği sebebiyle kaldırılması isteminde bulunmuştur. 4787 sayılı Kanunun 4/1. maddesi uyarınca Türk Medeni Kanunun m. 118-395 hükümlerine dayalı davalar aile mahkemesince incelenmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeden aile konutu üzerindeki sınırlamanın kaldırılmasına yönelik davanın esasının incelenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.” Y2HD, 13.10.2008, 9***9-1***6

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here