Aile Konutu Fiilen Kullanılıyor Olmalıdır

0
354

Aile Konutu Fiilen Kullanılıyor Olmalıdır

Aile konutu tarafımızdan barınmak üzere sürekli olarak kullanılan ve aile yaşamının yoğunlaştığı oturma yeri olarak tanımlanmaktadır.

Sürekli kullanma, aile yaşamının yoğunlaşması olgusunun da belirleyicisidir. Sürekli kullanma aynı zamanda fiilen kullanmayı da kapsamaktadır.

Başka bir anlatımla fiilen kullanılmayan bir konutun aile konutu olduğundan söz edilmesi de mümkün değildir.

Aile konutunun fiilen kullanılması aşağıdaki özeliklere göre belirlenmektedir;

  • Fiilen başka yerde oturuyor olunmamalıdır,
  • Fiilen kullanım bir eşe bırakılmış olmamalıdır,
  • Fiilen başka konuta geçilmiş olunmamalıdır,
  • Fiilen oturamaz olma engel oluşturmaz

Fiilen Başka Yerde Oturuyor Olunmamalıdır

Eşler fiilen başka yerde oturuyorlarsa fiilen oturulmayan bir yerin aile yaşamının yoğunlaştığı yer olarak kabulü mümkün değildir.

Fiilen Türkiye’de Başka Yerde Oturma

Eşler fiilen Türkiye’de başka bir konutta oturmakta iseler eşlerin fiilen birlikte oturmadıkları konut, aile konutu olarak kabul edilemez;

“…Taraflar ayrılmadan önce birlikte Ereğli’de oturmuşlardır. Aile konutları da Ereğli’dedir, Dava konusu edilen ev Konya’da olup, taraflar bu konutta birlikte oturmadıklarına göre aile konutu olarak kabul edilemez. Türk Medeni Kanunun 194. maddesi koşullarının oluşmadığı ve davanın reddinin gerektiği nazara alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.” Y2HD. 02.06.2003. 7***4-8***4

Fiilen Yurt Dışında Oturma

Eşler fiilen yurt dışında başka bir konutta oturmakta iseler eşlerin fiilen birlikte oturmadıkları konut, aile konutu olarak kabul edilemez.

Yargıtay sadece izinlerde kullanılan bir konutun aile konutu olamayacağını kabul etmişti.

“..Aile konutu eşlerin bütün yaşam faaliyetlerini gerçekleştirdiği, yaşantısına buna göre yön verdiği, acı ve tatlı günleri içinde yaşadığı, anılarla dolu bir alandır. Toplanan delillerden, tarafların yurtdışında yaşadıkları, senede bir ay izne geldiklerinde 10-15 gün dava konusu taşınmazda kaldıkları, bunun haricinde taşınmazda davalının ailesinin oturduğu belirlenmiştir. Dava konusu taşınmazın açıklanan ilkeler çerçevesinde aile konutu olmadığı anlaşılmaktadır. Davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.” Y2HD, 19.11.2009. 6***8-2***5

Bu karara yazılan karşı oy ise “..Tapuda kat mülkiyeti kütüğünde davalı adına mesken olarak kayıtlı olan dava konusu taşınmazın, tarafların Türkiye’deki yaşam faaliyetlerinin merkezi olduğu, Türkiye’ye geldiklerinde ailece birlikte kullandıkları, bunun dışında bir konutlarının bulunmadığı; davalının anne ve babasının, Kıranardı kasabasında kendilerine ait kurulu bir evlerinin bulunduğu, dava konusu konutta taraflar yurtdışındayken eve bakım ve nezaret amacıyla oturdukları toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Bu durumda konutun taraflarca aile konutu olarak Özgülendiği gerçekleşmiştir. Türk Medeni Kanununun 194/3. maddesi gereğince tapu kütüğüne konutla ilgili şerh verilmesine ilişkin kararda bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Kararın onanması gerektiği düşüncesiyle değerli çoğunluğun bozma görüşüne iştirak etmiyorum.” şeklindedir.

Sadece izinlerde kullanılan bir konutun aile yaşamının yoğunlaştığı yer olduğu söylenebilir mi?

Ancak Yargıtay daha sonra bu konuda farklı düşünmüştür. Y2HD, 23.11.2009, 7***7-2***3

Bu karara verilen Karşı oy aşağıdaki şekilde gerçekleşmiştir;

“..Eşlerin ortak yaşam merkezi olarak seçilmeyip düzenli olmayacak şekilde geçici olarak belirli zamanlarda kullanılan yerler aile konutu olarak değil ikincil nitelikli konutlar olarak adlandırılır. (Ömer Uğur Gençcan, Boşanma Tazminat ve Nafaka Hukuku, Ankara-2008, s. 648-649) İkincil nitelikteki konutlar ailenin yaşamsal faaliyetlerini eşdeğer seviyede geçirdikleri bir yer olarak kabul edilemeyeceğinden “aile konutu” sayılamaz. (GENÇCAN, Boşanma-3, s. 648) Taraflar 20 yılı aşkın zamandır Almanya’da oturmaktadırlar. Almanya’da konut satın almışlar ve Almanya’da çalışmaktadırlar. Çocukları bile Alman vatandaşı olup her yıl değil dava konusu Mersin’deki konuta Türkiye’ye bile gelmemektedirler. Keyfe keder gelinen / gelinmeyen ve keyfe keder kalınan / kalınmayan bir konutun ailenin yaşamsal faaliyetlerini eş değer seviyede geçirdikleri bir konut olarak kabul edilip üstelik bu konuta aile konutu şerhi verilmesi düşünülebilir mi? Elbette düşünülmemelidir. Değerli çoğunluğun farklı düşüncesine katılma olanağım bulunmamaktadır.” Y2HD, 23.11.2009, 7***7-2***3 sayılı kararda yer alan Ömer Uğur Gençcan’ın karşı oy yazısı.

Yargıtay bir başka kararında yurt dışında yaşamakta olan kişilerin Türkiye’de arada sırada kaldıkları konutun aile konutu olduğunu kabul etmiştir.

“..Toplanan delillerden davacı ile davalı Abdullah’ın 1972 yılında evlendikleri, yurt dışında yaşadıkları, Türkiye’ye geldiklerinde dava konusu evde kaldıkları, Türkiye’de başka konutlarının olmadığı ve bu taşınmazın aile konutu olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında davacının talebinin kabulü gerekirken yazılı şekilde ret hükmü kurulması doğru görülmemiştir.” Y2HD, 02.03.2010, 1***1-3***1

Karşı oy aşağıdaki şekilde gerçekleşmiştir;

“..Aile konutu “sürekli olarak barınmak üzere kullanılan ve aile yaşamının yoğunlaştığı oturma yeri” olarak tarafımızdan tanımlanmıştır. Uzun yıllardır yurtdışında yaşamakta olan tarafların bazı yıllar keyfe keder gelip keyfe keder sürede kaldıkları bir konutun aile yaşamının yoğunlaştığı oturma yeri olarak tanımlanabilmesi mümkün müdür? Elbette değildir. Dava konusu konut aile konutu olmayıp ikincil nitelikte konut sayılabilir. İkincil nitelikteki konutlara Türk Medeni Kanununun madde 194/3 hükmüne göre aile konutu şerhi konulması mümkün değildir. Farklı düşünüyorum.” Y2HD, 02.03.2010, 1***1-3***1 sayılı kararda yer alan karşı oy yazısı.

Yargıtay bir başka kararında daha yurt dışında yaşamakta olan kişilerin Türkiye’de arada sırada kaldıkları konutun aile konutu olduğunu kabul etmiştir.

“..Dava, 2184 nolu 137 parselde kayıtlı bulunan ve aile konutu olan taşınmazın davacı eşin rızası alınmadan Türk Medeni Kanununun 194. maddesine aykırı olarak yapılan satışının iptali, eski malik davalı Mehmet adına tescili isteğine yöneliktir. Toplanan delillerden, davacı İle davalı Mehmet’in 22.6.1995 tarihinde evlendikleri yurtdışında yaşadıkları, Türkiye’ye geldiklerinde dava konusu evde kaldıkları, çocuklarının sünnet törenlerini bu evde gerçekleştirdikleri, Türkiye’de başka konutları olmadığı ve bu taşınmazın aile konutu olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır. Davalı Ali, davalı eş Mehmet’in dayısı olup bu taşınmazın aile konutu olarak kullanıldığını bildiği de sabittir. Gerçekleşen bu durum karşısında, talebin kabulü gerekirken yazılı şekilde ret hükmü kurulması doğru görülmemiştir.” Y2HD, 23.12.2009, 1***1-2***1

Karşı oyu aşağıdaki şekilde gerçekleşmiştir;

“..Aile konutu, sürekli olarak barınmak üzere kullanılan ve aile yaşamının yoğunlaştığı oturduğu yer olarak tarafımızdan tanımlanmıştır. (Ömer Uğur GENÇCAN, Boşanma, Tazminat ve Nafaka Hukuku, Ankara – 2008. s. 635) Aile konutu kural olarak tek bir konut İse de eşlerin haklı sebeplerle yaşamsal faaliyetlerini eşdeğer seviyede geçirdikleri yerlerdeki konutlar da pekala aile konutu olabilir. Buna karşılık eşlerin ortak yaşamlarının merkezi olarak seçilmeyen ve düzenli olmayacak şekilde geçici olarak sadece belirli zamanlarda kullanılan konutlar ise ikincil nitelikli konut olarak adlandırılır. (GENÇCAN, Boşanma-3.s. 648) İkincil nitelikteki konutlar ise aile konutu olmadığından Türk Medeni Kanununun m. 194. hükmünün korunması kapsamı dışındadır. Tarafların evlendikten sonra Danimarka’da oturmak üzere yurt dışına gittikleri, yıllardır yurt dışında oturdukları, dava konusu taşınmazın taraflar yurt dışında iken alındığı tanık anlatımı ve tapu kaydı ile sabittir. Tarafların 2001 yılında alınan bu taşınmaza 2006 yılı izninde gelerek bu konutta “sünnet düğünü” yaptıktan sonra ayrılmaları bu konutun aile yaşamının yoğunlaştığı yer olarak kabulü sonucunu mu doğurur? Dava konusu taşınmaz aile konutu değil ikincil nitelikte bir konuttur. Yerel mahkeme ile aynı görüşü paylaşıyorum.”

Diğer karşı oy: “..Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davacı Tülay ve davalı eşi Mehmet’in yurt dışında yaşamalarının yanında, kısa süreli olarak Türkiye’ye geldiklerinde, bu yerde tatil amacı ile kalmaları o yeri aile konutuna dönüştüremeyeceği anlaşılmakla onama görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma görüşüne katılmıyorum.”

Yargıtay bir başka kararında daha yurt dışında yaşamakta olan kişilerin Türkiye’de arada sırada kaldıkları konutun aile konutu olduğunu kabul etmiştir. Y2HD, 05.11.2009, 1***2-1***6 düz onama kararı.

Karşı oyumuz aşağıdaki şekilde gerçekleşmiştir;

“…Dava konusu taşınmazın satışının Borçlar Kanununun 18. maddesi uyarınca muvazaa ile illetli olması sebebi ile satışının iptaline karar verilerek bu taşınmaza aile konutu şerhi verildiği konusunda değerli çoğunluk ile arasında çekişme yoktur. Çekişme nedir? Aile konutu olarak şerh edilmesine karar verilen taşınmaz düşüncesine göre aile konutu değildir. Aile konutu kural olarak tek bir konut ise de eşlerin yurtdışında çalışıyor olması gibi haklı bir sebeple yaşamsal faaliyetleri eş değer seviyede geçirdikleri yerlerdeki konutlar da pekala aile konutu olabilir.(GENÇCAN- Boşanma-3, Ankara 2008, s-648) Davacı kadının sürekli olarak Hollanda ülkesinde bulunan Deventer’de yaşadığı sabittir. Taraflar arasında görülen Hatay Aile Mahkemesinin 2006/571 esas ve 2007/399 karar sayılı boşanma davası koca tarafından açılmış olup, “davacı kocanın 2002 yılında eşini Hollanda’da bırakıp Türkiye’ye kesin dönüş yaptığı ve burada başka bir kadınla karı koca gibi yaşadığı” gerekçesiyle reddedilen dava temyiz edilmeyerek 13.09.2007 tarihinde kesinleşmiştir. Dava konusu evde davalı kocanın başka bir kadınla yaşadığı konusunda kesin hüküm var iken bu konutun aile konutu olarak kabul edilmesi düşünülebilir mi? Değerli çoğunluğun davalı kocanın başka bir kadınla yaşadığı evi, ailenin ortak yaşamlarının yoğunlaştığı yer (GENÇCAN, Boşanma-3 Ankara-2008 s.648) olarak kabul edilen düşüncesine açıkladığım sebeplerle katılma olanağım bulunmamaktadır.” Y2HD, 05.11.2009, 1***2-1***6

düz onama kararında yer alan karşı oy yazısı.

Diğer karşı oy: “Davacı Semiha ile davalı İbrahim evlendikten sonra Hollanda’ya yerleşmişler ve yaşamlarını burada sürdürmüşlerdir. Aile Konutu olduğu İddia edilen Antakya 2. Bölge Armutlu Köyü 1140 parsel üzerinde bulunan 7 nolu meskenin ise 1992 yılında satıştan davalı İbrahim adına tapuya tescil edildiği, tarafların yaz tatillerinde Türkiye’ye geldiklerinde zaman zaman bu yerde kısa süreli olarak kaldıkları anlaşılmaktadır. Ancak, davalı İbrahim’in 2002 yılında kesin dönüş yaptığında bu eve yerleştiği, yanına bakıcı olarak aldığı bir kadınla bu yerde yaşamını birlikte sürdürdüğü, davacı Semiha’nın ise Hollanda da kaldığı ülkeye dönüş yapmadığı görülmektedir. Tarafların, tüm yaşamsal faaliyetlerini, birlikte yaşadıkları Hollanda’da geçirdikleri, bu durumda aile konutlarının bu ülkede bulunduğu, kısa süreli olarak Türkiye’ye tatil için geldiklerinde, bu yerde birlikte kalmalarının o yeri kendiliğinden aile konutuna dönüştüremeyeceği açıktır. Zaten, bir yerin aile konutu sayılabilmesi için, eşlerin bütün yaşam faaliyetlerinin gerçekleştirildiği, yaşantısına buna göre yön verdiği, acı ve tatlı günleri içinde yaşadığı anılarla dolu bir alandır. O halde, tarafların yaşamsal faaliyetlerini birlikte sürdürmedikleri bu yerin aile konutu sayılamayacağı gerekçesiyle davacının davasının reddi gerektiği kanaatiyle hükmün bozulmasını düşündüğümden değerli çoğunluğun onama görüşüne katılmıyorum.”

Görünen odur ki Yargıtay ortak konut ile aile konutunu bir ve aynı şey olarak benimsemektedir. Oysa keyfe keder gelinen / gelinmeyen ve keyfe keder kalınan / kalınmayan bir konutun ailenin yaşamsal faaliyetlerini eş değer seviyede geçirdikleri bir konut olarak düşünülebilir mi? Elbette düşünülmemelidir.

“Aile Konutu” Fiilen Kullanım Bir Eşe Bırakılmış Olmamalıdır

Eşler aralarında anlaşmak suretiyle aile konutu olarak özgülenen konutu eşlerden birine bırakmışlarsa artık o konut aile konutu sayılamaz.

“Aile Konutu” Fiilen Başka Konuta Geçilmiş Olunmamalıdır

Eşler aralarında anlaşmak suretiyle aile konutu olarak özgülenen konutu aile konutu olmaktan çıkarmışlarsa artık o konut aile konutu sayılamaz. Başka bir anlatımla eşler fiilen artık başka konutta oturuyor ise artık kullanmadıkları konut aile konutu sayılamaz.

“..Türk Medeni Kanununun 194/3. maddesi gereğince özgülenen taşınmaz malın tapu kaydına, aile konutu olduğuna ilişkin konulan şerhin, konut üzerinde hak sahibi olan eşin talebiyle terkin edilebilmesi; evlilik birliğinin boşanma veya evliliğin iptali kararıyla sona ermiş olması; evlilik devam ediyorsa; konutun aile konutu niteliğini yitirmiş olması veya yeni bir aile konutunun edinilmesi halinde mümkün dür.” Y2HD, 17.11.2009,7176-19903

“Aile Konutu” Fiilen Oturamaz Olma Engel Oluşturmaz

Eşlerden birinin elinde olmayan sebeplerle aile konutunu fiilen kullanamaz / oturamaz olması aile konutu niteliğini ortadan kaldırmaz. Örnek vermek gerekirse boşanma davası açılması sebebiyle eşlerin ayrı yaşamaları, eşin evden ayrılmak zorunda kalması ya da eşin evden uzaklaştırılmış olması o konutun aile konutu olma özelliğini ortadan kaldırmaz.

O kadar ki terk edilmek zorunda kalan aile konutunun daha sonra diğer eş tarafından boşaltılmış olması bile o konutun aile konutu oma özelliğini ortadan kaldırmaz.

“..Tarafların evlilik birliğinin halen devam ettiği, davalı kadının geçimsizlik nedeni ile terk etmek zorunda kaldığını belirttiği aile konutunun davacı koca tarafından daha sonra boşaltıldığı ve konutun halen boş olduğu anlaşılmaktadır. Dava konusu konutun, tarafların müşterek yaşamları sırasında aile konutu olduğu konusunda bir tartışma bulunmamaktadır. Tarafların fiilen ayrı yaşıyor olması bu konutun aile konutu olma vasfını kaybettirmez. Bu nedenle istemin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamıştır.” Y2HD, 20.09.2010, 1***2-1***2

Sağlık, eğitim ve mesleki vb. sebeplerle eşlerden birinin aile konutunda uzunca bir süre oturamaz olması o konutun aile konutu olma özelliğini ortadan kaldırmaz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here