Ailede Kadına Yönelik Korumanın Erkeklere ve Aileye yönelik Tehditleri

0
134
Bu yazıya puan ver

Ailede Kadına Yönelik Korumanın Erkeklere ve Aileye Yönelik Tehditleri

Aile içerisinde kadını koruma düşüncesi ile son 10 yılda yerleşmiş var olan uygulama ile; Aile’yi koruma konusunda hayatın doğal akışına ters ve kadına akıl ederek kullanması durumunda; erkeğe karşı ve tek taraflı olarak aileyi sonlandırma girişiminde büyük bir avantaj vermesi yasalar tarafından da kabul edilmiş olmaktadır.

Şöyle ki;

  • 6284 sayılı kanunlara göre alınan gerekçesiz uzaklaştırma kararları,
  • Kadının kendisine zarar vererek almış olduğu darp raporları
  • Kadının ortada bir sebep yokken ben artık oynamıyorum diyerek baba evine dönmesi

ve bir çok kadın tarafından uygulanması durumunda erkeklerin elini kolunu bağlayan Hukuki açıdan erkekleri savunmasız bırakan uygulamalar mevcuttur. Kadınlar tarafından bunlar daha sık kullanılmaya başlanmış bunda da en çok boşanma düşüncesinde olan kadınların Hukuksuz hak elde etme çabalarında;

  • Çevrelerinde gördükleri
  • Sosyal medya ve benzeri digital ortamda okudukları
  • Avukat vb danıştıkları insanların yönlendirmeleri

ve benzeri etkenler ile kullandıkları yöntemler olarak karşımıza çıkmaktadır. Erkeğin fiziksel açıdan daha güçlü olması kanun önünde kadınları mağdur olarak algılanmasını sağlamaktadır. Kadının erkeğe yönelik psikolojik şiddeti ise değerlendirme dışı bırakılmıştır.

Kadın ortada hiçbir sebep yokken de baba evinde dönerek (evi terk ederek) boşanma davası açabilmektedir. Farklı şehirlerde açılan dava nedeni ile erkeğin tanıklar ile ancak ispat edebileceği bu durumun ortadan kalkmasını kısmen de olsa sağlamaktadır. Tanıklar bulunduğu şehirde her ne kadar ifade verebilse de olayları değerlendiren hakimin, ve hakim karşısında mağdur olan erkeğin ve vekilinin sorduğu/soracağı sorular ve hakimin takdirini belirleyecek olan bir çok etkenin davayı yöneten hakimin bilgisi dışına çıkması sağlanmaktadır. Ayrıca kadının evi terk etmesi ortada bir sebep ve kusur olmasa bile erkek muhakkak bir şey yapmıştır ki kadın baba evine gitmiştir. Yoksa Neden baba evine dönsün. Anlayışı uygulamada Hakim ve son derece tehlikeli bir anlayıştır.

Kadının gerekçesiz aldığı uzaklaştırma kararları talep ile elde edilebilmekte ve Erkeğin sosyal çevresinin de etkisi ile yaşayacağı travmanın ve duygusal çöküntünün önünü açmaktadır.

erkege-yonelik-duygusal-siddet

Tek taraflı irade ile boşanma düşüncesinde olan kadının erkeğe yönelik;

  • Duygusal şiddet ve Psikolojik şiddet
  • Ekonomik şiddet
  • Cinsel şiddet

gibi aslında boşanma sebebi de olan uygulamaları hiç bir mahkeme tarafından değerlendirilmemektedir.

Kadının duygusal şiddete yönelik davranışları; eşini bir başka erkek ile sürekli kıyaslaması, ekonomik yönden, fiziksel yönden, cinsellik yönünden olabilmektedir.

Kadının Ekonomik şiddete yönelik davranışları; kadının istek ve taleplerini akıl ve mantık dışına çıkarabilme potansiyeli erkek üzerinde olmaktadır. Bu evlilik öncesinde babasına evlendikten sonra ise kocasına yönelttiği bir silahtır. Babasına bir yaptırımı olmayan kadın çevresinde gördüklerine sahip olan bir kadın ile kendisini kıyaslaması durumunda kocasından bunu isteyecek ve gerçekleşmemesi durumunda cinselliği kocasına karşı bir silah olarak kullanabildiği hemen her gün farklı olaylarda karşımıza çıkmaktadır.

Kadının Cinsel şiddete yönelik davranışları; kadının kocası ile cinsel ilişkiden kaçınması ve bunun da haklı gerekçesi olarak erkek tarafından kadının bir talebinin gerçekleşmemesi ile başlayan olaylar kadının erkeğe yönelik cinsel şiddeti olarak yasalar tarafından kabul edilmemekte ve tek başına boşanma sebebi olabilmesi için bunun sürekli, düzenli ve ispatlı olmasını aramaktadır.

Kadının istek ve taleplerinin ve sonu gelmeyen isteklerinin potansiyel olarak varlığı tartışılamaz. Bu her iki cins içinde geçerli olmasına rağmen son zamanlarda televizyon kanallarında yapılan yayınların gerçek hayatla ilgisi olmayan “BALON” senaryolar ile aile içi ilişkilerde bir çok kabul edilemez davranışları son derece olağan gibi sunması ile birlikte kendisinin dışındaki yaşamı arzulayan bir kadın kesiminin varlığı inkar edilemez.

Bu nedenle “daha” kavramını giderek artan bir şekilde gerçek hayattan uzaklaşarak erkeğin üzerine bindirebilen bir kadın kesiminin de varlığı su götürmez gerçekler arasındadır.

Hukuk sistemi bu konuda erkeğin elini kolunu bağlaması nedeni ile erkeklerin çaresizliği ve bu çaresizlik nedeni ile şiddete başvuran erkek sayısında bir artış olduğu düşünülebilir. Her ne kadar sebep ne olursa olsun şiddetin kadına veya erkeğe yönelmiş olanı cezasız kalmamalıdır diyen bir hukuk sistemi olsa da; kadının erkeğe yukarıda başlık olarak verilen şiddeti uyguladığı da herkes tarafından bilinmektedir. Bunun en büyük zararı orta vadede kadınlara sirayet edecektir.

Kadına yönelik bu pozitif ayrımcılık boşanma sayılarının günümüzde artmasının temelidir. Kadın tarafından açılan ve sebepsiz boşanma davalarından çıkan “boşanma kararı oranı” bir araştırma neticesinde yayınlanmamıştır. Devlet bu açığı bilmesine rağmen sanıyoruz ki bu konuda bir adım atmaya henüz hazır değildir.

Bu sebeple bu yöndeki davaların sayısının artması ve sonuç alınabildiğinin kadınlar tarafından yaygın bir anlayış haline gelmesi durumunda kusursuz yada boşanma sebebi olamayacak kadar az kusurlu olan erkeğin Aile ye yaptığı katkıların, ve ailesi için verdiği çabaların tamamı Türk Hukuk sistemi tarafından taciz edilmektedir.

Bu anlayışın en çok gelecek kuşaklarda kadına zarar vereceği açıktır. Kadının gerekçesiz boşanma davalarının sırf baba evine dönmesi nedeni ile sonuç veriyor olmasının önüne gelecek kuşakları korumak için bir şekilde geçilmelidir.

Erkeğin tüm çabalarına rağmen sırf kadın bir başka erkekten gördüğü ilgi nedeni ile ilişkisini bitiriyor olabilir. Bu durumun varlığı veya iddia edilmesi durumu halinde bile kadının baba evine dönmesini sağlayan durumların ispatı gereklidir. Ancak bu durumda; kadının kendisine yasalar tarafından verilen ve çoğu zaman haksız bir şekilde uygulamada karşılaşılan durum bir avantaj olarak kullanımı azaltılabilir. Tamamen engellenemez ama kadının yaşı, çocukların durumu gibi konular nedeni ile kadının bunu kullanması durumunda dava süresinin bir nebze de olsa ispat şartı olması nedeni ile önüne geçilebilir. Her ne kadar Türk yasalarında davacı davasını ispat etmek zorunda ise de bahsedilen durum da davacı vekilleri tarafından sadece kadının baba evine dönmesi bile yeterli sebep olarak gösterilebilmekte ve sonucu etkilemektedir.

Bu durumun sosyolojik açıdan değerlendirilmesi bizce zorunludur. Aileye yönelik böyle bir tehdidin varlığı bile aileyi bu yönde yapılacak saldırılara karşı savunmasız bırakmaktadır. Aileye yönelik bu tür bir saldırının yaygınlaşması bireyler içerisinde özellikle erkeklerin evlilik ve aileye bakış açısını değiştireceği aşikardır.

Bu nedenle erkeklerin evlilik ve aile kurma konusunda sırf bu sebeple çekimser kalması;

  • Evlilik sayısının azalmasını
  • Evlilik dışı gebeliklerin artmasını
  • Nüfus artış hızının düşmesini, (bu ayrıca alt başlıkları olan sosyolojik bir sorundur)
  • Erkeklerin kadına ve aileye bakış açısında köklü kültürel değişimlerin olmasını
  • Hukuken eli kolu bağlı olan erkeklerin daha fazla şiddete yönelebilmesini

Sağlayacaktır. Erkeklerin aptal olmadığını ve bu yaşanması potansiyel sorunun kadın tarafından haksız bir kullanım bulması nedeni ile Türk gelenek ve göreneklerinde binlerce yıllık anlayışın değişmesi en çok kadına zarar verecektir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here