Mutlak Butlan Davasında Davacı Her ilgili

0
67
Mutlak Butlan Davasında Davacı Her ilgili
5 (100%) 1 vote

Mutlak Butlan Davasında Davacı Her ilgili (TMK m. 146 f. II)

Mutlak butlan ile sakatlanan evlilikler hakkında mutlak butlan davasını Cumhuriyet savcısının yanı sıra her ilgili de açabilir.

“..Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle Türk Medeni Kanununun 146. maddesinde yer alan ilgisi olan herkes kavramına Nüfus Müdürlüğünün dahil olmamasına Nüfus Müdürlüğünün Cumhuriyet Başsavcılığına ihbar yükümlülüğü bulunmasına, davanın bu nedenle reddi gerekli ise de, mahkemece verilen hükmün sonucu itibarıyla doğru bulunmasına göre yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına…” Y2HD, 05.11.2008,5***5-1***9

Cumhuriyet savcısı tarafından açılan mutlak butlan davası kamu davası özelliğini taşırken İlgilinin açtığı dava ise kişisel dava özelliğini taşımaktadır.

İlgili Kavramı

Mutlak butlan davasını açabilecekleri belirleyebilmek için TMK m. 147 f. I hükmünde yer alan her ilgili kavramına açıklık getirmek gereklidir.

Mutlak butlan davasını açabilecek her ilgilinin kapsamına aşağıdaki kimseler girmektedir;

  • Eşlerden biri,
  • Eşlerin mirasçıları,
  • Eşlerin ana babaları,
  • Eşlerin vasileri,
  • Maddi menfaati olanlar,
  • Manevi menfaati olanlar

Belirlenen bu başlıkları detaylı ifade etmeye çalışalım

Eşlerden Biri

Mutlak butlanın karar altına alınmasını isteyebilecek ilgililerin başında eşlerden biri gelmektedir. Bu kişinin kadın ya da erkek olmasının bir önemi bulunmamaktadır.

Evlenme sırasında;

  • TMK m. 130, 145 b.1 hükmüne göre; Evlenme sırasında evli bulunma
  • TMK m, 125, 145 b.2 hükmüne göre; Ayırt etme gücünden sürekli yoksunluk
  • TMK m. 133, 145 b.3. hükmüne göre; Evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığı
  • TMK m. 129, 145 b.4 hükmüne göre; Hısımlık

bulunması durumunda mutlak butlan davası eşlerden biri tarafından açılabilir.

Mutlak butlan sebeplerini öğrenen Cumhuriyet savcısı mutlak butlan davası açmak zorunda ise de mutlak butlan sebeplerini öğrenen eş dava açmak zorunda değildir. Mutlak butlan sebeplerini Öğrenen eş dilerse mutlak butlan davası açar dilerse açmaz. Başka bir anlatımla eşlerden biri mutlak butlan davası açma yetkisini kullanmayabilir.

Mutlak butlan davası açma hakkı kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olduğu için ayırt etme gücü bulunan eşlerden biri tarafından bizzat mutlak butlan davası açılabilir. Başka bir anlatımla yasal temsilci ayırt etme gücü bulunan eş adına mutlak butlan davası açamaz.

Ayırt etme gücü bulunmayan eş adına vasisi tarafından mutlak butlan davası açılabilir. Vasinin yapıp ettiklerinden vesayet makamının haberinin bulunması gereklidir. Vasi vesayet makamının haberi olmadan sadece kanunun yetki verdiği konularda hareket edebilir. Bilindiği üzere 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 462 b. 8 hükmüne göre vasinin dava açması için vesayet makamının izni zorunludur.

TMK m. 397 f. II. hükmüne göre; vesayet makamı, sulh hukuk mahkemesidir.

Dava sırasında davacının kısıtlanması durumunda davacının vesayet altına alınmasını gerektiren sebep dava tarihinde de mevcut değilse kendisine atanan vasinin daha önce açılmış davayı sürdürmek için izin almasına gerek bulunmamaktadır.

“….Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle açılmış bulunan dava sırasında davacıya vasi tayin edilmesi halinde, vasinin vesayet makamından izin almasına gerek bulunmamasına göre yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına” Y2HD, 27.03.2008, 6***8-4***6

Bu Yargıtay kararına ilişkin karşı oy mevcuttur ve karşı oy gerekçesi şu şekildedir.

Karşı oy: “…Davacı, dava tarihinden sonra 20.11.2006 tarihli kararla, Türk Medeni Kanununun 405’nci maddesinde yer alan sebeple kısıtlanarak vesayet altına alınmıştır. Vasi, vesayet makamından izin almadan davaya devam etmiştir. (TMK,462/8) Bu hüküm gereğince, kısıtlıyı temsilen duruşmalara devam edemez. Hüküm, vesayet altındaki kişinin menfaatlerini korumak amacıyla getirilmiş olup kamu düzenine ilişkin bulunduğundan res’en gözetilmesi gerekir. Bu yolda bir işlem yapılmaksızın davaya devam edilerek hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. Hükmün açıklanan sebeple bozulması düşüncesiyle sayın çoğunluğun aksi yönde oluşan görüşüne katılmıyorum.” şeklindedir.

Ancak hemen belirtmem gerekir ki dava sırasında davacının kısıtlanması durumunda davacının vesayet altına alınmasını gerektiren sebep dava tarihinde de mevcut ise kendisine atanan vasinin daha önce açılmış davayı sürdürmek için izin almasına gerek vardır.

“..Davacının “kronik psikotik bozukluk” teşhisi konularak vesayet altına alınmasına 29.12.2005 günü karar verildiği görülmüştür. Davacının rahatsızlığının dava tarihinde de mevcut olduğu dosyadaki toplanan delillerle anlaşılmaktadır. Davacı vesayet altında olmakla Türk Medeni Kanununun 462/8. maddesine göre vesayet makamından izin alınmadan vasi davaya devam edemez. Bu husus dava şartıdır. Vasiye vesayet makamından izin alması İçin önel verilmeden davaya devamla yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.” Y2HD, 25.04.2007, 1***9-6***4

Husumet izninin dava aşamasında alınarak eksildiğin giderilmesi mümkündür.

“..Mahkemece, vasinin husumete İzin alınmadan dava açtığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bilindiği üzere, kısıtlı kişiler haklarını yasal temsilciler eliyle kullanırlar. Kısıtlı davacıya da vasi tayin edilmiştir. Medeni Kanunun 462. maddesinin 8. fıkrası gereğince vasinin dava acarken vesayet makamından izin alması gereklidir. Ancak, anılan iznin dava aşamasında da alınmak suretiyle noksanlığın giderilmesi mümkündür. O halde, vasiye vesayet makamından izin alınması konusunda süre tanınması temsile ilişkin eksikliğin giderilmesi, ondan sonra işin esastan karara bağlanması gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Davacı vekilinin temyiz itirazları yerindedir” Y1HD, 27.10.2004, 1***8-1***6

Vesayet makamının kararlarına karşı tebliğ gününden başlayarak on gün içinde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 461 f. II hükmüne göre denetim makamına itiraz edilebilir. Başka bir anlatımla vesayet makamının bu kararlarına karşı temyiz yolu kapalıdır.

“..İstek, Türk Medeni Kanununun 462/8 maddesi gereğince dava açmak için vesayet makamından İzin talebine ilişkindir. Vesayet makamının vesayetin esası hakkında verdiği nihai kararın temyizi kabildir. Vesayetin yürütülmesi için idari nitelikteki vesayet makamının kararlarına karşı ilgililer tebliğ tarihinden itibaren 10 gün içinde denetim makamına itiraz edebilirler. Denetim makamı gerektiğinde duruşmada yaparak bu itirazı kesin karara bağlar. (TMK. md. 488) Vesayet makamının (Sulh Hukuk Mahkemesi) vesayetin idaresine matuf olarak almış olduğu karara yönelik İtirazın denetim makamı (Asliye Hukuk Mahkemesi) tarafından incelenmesi için dilekçenin görev yönünden reddi ile gereği yapılmak üzere dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmesi gerekmiştir.” Y2HD, 19.11.2007, 2***2-1***8

Vasi acele hâllerde vesayet makamının izni bulunmadan da dava açabilir. Ancak dava açıldıktan sonra eksik olan izin kararı vesayet makamından alınmadan açılmış davaya devam edilemez.

“..Vesayet altındaki Hasan yönünden dosyanın incelenmesine gelince; Medeni Kanunun 462/8. maddesi; acele hallerde vasinin geçici önlemler alma yetkisi saklı kalmak üzere dava açabilmesi için vesayet makamından izin alınmasının zorunlu olduğunu hükme bağlamıştır. Mahkemece vasiye bu izin kararını getirmek için süre verilip, izin kararı alındıktan sonra davaya devam edilmesinin düşünülmemesi usul ve yasaya aykırıdır,” Y2HD, 27.09.2004, 9***9-1***1.

Mutlak butlan davası açma hakkı kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olsa da eşlerden birinin mutlak butlan davasını iradi temsilci ile yürütmesi mümkündür.

Evlenme sırasında var olmayan ayırt etme gücünden yoksunluk evlenmeden sonra tedavi sonucunda ortadan kalkabileceği gibi kendiliğinden de kazanılabilir. Ayırt etme gücünün sonradan kazanılması durumlarında mutlak butlan davasını açma hakkı Türk Medeni Kanununda sadece ayırt etme gücünü sonradan kazanan eşe verilmiştir, Bu durumda diğer eş mutlak butlan davasını açamaz.

Evlenme sırasında eşlerden birinde evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığı bulunmasına rağmen evlenmeden sonra gerçekleşen tedavi sonucunda ya da kendiliğinden evlenme sırasında akıl hastalığı iyileşmişse mutlak butlan davasını açma hakkı Türk Medeni Kanununda yalnız akıl hastalığı iyileşen eşe verilmiştir. Bu durumda diğer eş mutlak butlan davasını açamaz.

Evliyken yeniden evlenen bir kimsenin önceki evliliği mutlak butlan kararı verilmeden önce sona ermişse ve İkinci evlenmede diğer eş iyiniyetli ise;

TMK m. 147 f. III. Hükmüne göre; diğer eş evli bir kimseyle evlendiğini bilmiyor ya da bilmesi gerekmiyorsa bu evlenmenin mutlak butlanına karar verilemeyeceğinden ikinci evlilik geçerli olarak kalır. Ancak bu durumda ikinci eş dilerse yanılma ya da aldatma sebebiyle nisbi butlan davası açabilir.

Eşlerin Mirasçıları

Bilindiği üzere evlenme sırasında evli bulunma veya ayırt etme gücünden sürekli yoksunluk ile evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığı veya hısımlık bulunması durumunda mutlak butlan davası eşlerden biri tarafından açılabilir.

Evlilik birliği eşlerden birinin ölümü ile sonlandığında mutlak butlan davası ölen eşin mirasçıları tarafından halef sıfatıyla değil de kendi adlarına açılabilir.

“..Mirasçılar sona ermiş evliliğin mutlak butlanla iptalini talep edebilirler. (TMK. 147.md.) Mahkemece husumetin miras bırakan Vahdet’in diğer mirasçıları ile evliliğin iptali istenilen eşi Hülya’ya yöneltilip, gösterdikleri takdirde delillerin toplanması, sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddi usul ve yasaya aykırıdır.” Y2HD, 09.02.2009, 1***4-1***8

“..Türk Medeni Kanunu 147/1. madde uyarınca mirasçılar sona ermiş evliliğin mutlak butlanla İptalini isteyebilirler. Muris Osman Nuri Yassıtepe 28.05.2005 tarihinde ölmüştür. Toplanan deliller değerlendirilerek sonucuna göre olumlu yada olumsuz bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya ay kındır.” Y2HD, 06.11.2006, 7***1-1***0

Ölen eşin mirasçılarının dava açma yetkisi miras yoluyla değil de kanun tarafından kendilerine ilgili sıfatıyla dava açma hakkı verilmesinden kaynaklandığından mutlak butlan ile sakat olan evliliğin eşlerden birinin ölümü ile sonlanması, mirasçıların ilgili sıfatıyla ve kendi adlarına mutlak butlan davası açmasını engellemez. O halde eşlerin sağlıklarında mutlak butlan davası açmamaları mirasçıların da mutlak butlan davası açmamasını zorunlu kılmaz.

Buna karşılık ölen eşin mirasçıları mutlak butlan sebeplerini öğrendiklerinde mutlak butlan davası açmak zorunda da değildir. Mutlak butlan sebeplerini öğrenen eşin mirasçıları dilerse mutlak butlan davası açar dilerse açmaz. Başka bir anlatımla eşin mirasçıları mutlak butlan davası açma yetkisini kullanmayabilir.

Mutlak butlan ile sakat olan evliliğin butlanına karar verilmesine ilişkin eşlerden biri tarafından açılan dava sırasında davacı eş ölmüş ise mirasçılar açılmış olan davayı halef sıfatıyla sürdüremezler.

TMK m. 159 hükmüne göre; Mirasçıların açılmış olan butlan davasını sürdürebilmesi sadece nisbi butlan davası için söz konusudur.

TMK m. 147 f. I. Hükmüne göre; her ilgilinin halef sıfatıyla değil de kendi adlarına mutlak butlanın karar altına alınmasını isteyebilmesi mümkündür.

Önemle belirtmek gerekir ki nisbi butlan ile sakat olan evlilik herhangi bir sebeple son bulduğunda bu evliliğin yeniden iptali istenilemez. Buna karşılık mutlak butlan ile sakat olan evlilik herhangi bir sebeple son bulduğunda bu evliliğin iptalini ilgililer isteyebilir. TMK m. 147 f. I hükmüne göre sona ermiş bir Evliliğin mutlak butlanı Cumhuriyet savcısı tarafından re’sen dava edilemez; fakat her ilgili, mutlak butlanın karar altına alınmasını isteyebilir. Bu sebeple mirasçıların kendi adlarına açtıkları dava tespit davası (TMK m. 159.) değil mutlak butlan davası (TMK m. 147 f. I) olduğundan aile mahkemesi tarafından mutlak butlan kararı verilecektir.

Yargıtay’da yaptığımız uygulama da bu yöndedir;

“..Mutlak butlan davaları Cumhuriyet Savcısı tarafından açılabileceği gibi, ilgisi olan herkes tarafından da açılabİlir.( TMK.md.146) Sona ermiş bir evliliğin mutlak butlanı Cumhuriyet Savcısı tarafından re’sen dava edilemez; fakat her ilgili mutlak butlanın karar altına alınmasını İsteyebilir.(TMK. md. 147/1) Türk Medeni Kanununun 159. maddesi ise, Önceki Türk Kanunu Medenisinin 127. maddesinin karşılığı olup nisbi butlanla ilgilidir. Bu yönü ile Türk Medeni Kanununun 159. maddesi ile 147. maddesi çelişmemektedir. Mirasçılar sona ermiş evliliğin mutlak butlanla iptalini talep edebileceklerdir. O halde mahkemece yapılacak iş taraf delillerini sorup toplamak, sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir. Bu yön gözetilmeden yazılı gerekçelerle davanın reddi bozmayı gerektirmiştir..” Y2HD, 20.05.2002, 6***3-6***5

“,,Dava, davalı ile davacının miras bırakanı Selahattin’in evliliğinin iptali isteğine ilişkindir. Davalı ile davacının miras bırakanı Selahattin 8.8.2000 tarihinde evlenmiş, bu evlilik Selahattin’in 31.12.2000 tarihinde ölümü ile sona ermiştir. Davacı, müteveffa Selahattin’in yaşı ve akıl sağlığı itibarıyla bu evliliği yapabilecek durumda olmadığını ileri sürmektedir. Bu iddia, evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığının bulunduğuna (TMK.md. 145) dayanmaktadır. Eşlerden birinde evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığının bulunması evliliği mutlak butlanla batıl kılar. Buna göre dava mutlak butlan sebebine (TMK. m. 145/3) dayanmaktadır. Sona ermiş bir evliliğin mutlak butlanı Cumhuriyet Savcısı tarafından res’en dava edilemez ise de, bu dava her ilgilisi tarafından açılabilir. (TMK. m. 146/2) Türk Medeni Kanununun 159.maddesi nispi butlan sebepleriyle ilgilidir. (Y.2.H.D.’nin 20.5.2002 tarihli 2002/6073-6775 sayılı kararı) Davacı ölen Selahattin mirasçısı olduğuna göre sona ermiş bir evliliğin mutlak butlanını dava edebilir. O halde, tarafların mutlak butlan sebebiyle ilgili delilleri toplanarak, bu çerçevede değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davacının taraf ehliyetinin bulunmadığından söz edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.” Y2HD, 08.06.2010, 5***5-1***2

Eşlerin Ana Babaları

Mutlak butlan davasını açabilecekleri gösteren TMK m. 147 f. I hükmünde yer alan her ilgili kavramına eşlerin ana babaları da girmektedir.

Mutlak butlan sebeplerini öğrenen Cumhuriyet savcısı mutlak butlan davası açmak zorunda ise de mutlak butlan sebeplerini öğrenen eşin ana babası dava açmak zorunda değildir. Mutlak butlan sebeplerini öğrenen eşin ana babası dilerse mutlak butlan davası açar dilerse açmaz. Başka bir anlatımla eşin ana babası mutlak butlan davası açma yetkisini kullanmayabilir.

Eşlerin Vasileri

Mutlak butlan davasını açabilecekleri gösteren TMK m. 147 f. I hükmünde yer alan her ilgili kavramına eşlerin vasileri de girmektedir.

Ancak mutlak butlan sebeplerini öğrenen eşin vasisi dava açmak için vesayet makamından izin istemiş ve yapılan inceleme sonucunda vesayet makamı tarafından dava açmak için vasiye izin verilmişse vasi dava açmak zorundadır. Vasi hem dava açmak için izin alıp sonradan butlan davasını açmaktan vazgeçemez.

Vesayet makamı yaptığı inceleme sonucunda mutlak butlan sebebinin bulunmadığını belirlediği takdirde vasini İzin isteminin reddine karar vermelidir.

TMK m. 461 f. I. Hükmüne göre; Ayırt etme gücüne sahip olan vesayet altındaki kişi ve her ilgili verilen izne rağmen mutlak butlan davası açmayan vasinin eylem ve işlemlerine karşı vesayet makamına şikâyette bulunabilir.

Vesayet makamının kararlarına karşı tebliğ gününden başlayarak on gün içinde denetim makamına itiraz edilebilir.

Mutlak butlan sebeplerini öğrenen vesayet makamı re’sen vasiye mutlak butlan davası açma görevi de yükleyebilir.

Maddi Menfaati Olanlar

Mutlak butlan davasını açabilecekleri gösteren TMK m. 147 f. I hükmünde yer alan her ilgili kavramına maddi menfaati olanlar da girmektedir. Maddi menfaatin kapsamına hukuk düzeni tarafından korunan her türlü maddi menfaat girebilir

Maddi menfaati olanlar mutlak butlan davası açma yetkisini kullanmayabilir. Başka bir anlatımla maddi menfaati olanlar mutlak butlan sebeplerini öğrendiklerinde mutlak butlan davasını açmayabilir.

Manevi Menfaati Olanlar

Mutlak butlan davasını açabilecekleri gösteren TMK m. 147 f. I hükmünde yer alan her ilgili kavramına manevi menfaati olanlar da girmektedir.

Manevi menfaatin kapsamına hukuk düzeni tarafından korunan her türlü manevi menfaat girebilir. Hukuk düzeni tarafından korunmayan bir menfaatin manevi menfaat kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir.

Diğer yandan manevi menfaati olanlar maddi menfaati bulunanlarda olduğu gibi mutlak butlan sebeplerini öğrendiklerinde mutlaka mutlak butlan davası açmak zorunda değildir. Manevi menfaati olanlar mutlak butlan sebeplerini öğrendiklerinde istemediği takdirde mutlak butlan davası açmayabilir. Başka bir anlatımla manevi menfaati olanlar mutlak butlan davası açma yetkisini kullanmayabilir.

Dava Açılacak Durumlar

Mutlak butlan ile sakatlanan evlilikler hakkında ilgililerin dava açma olanağı bulunan durumları hakkında bu bölümde bilgi vereceğiz.

Sürmekte Olan Evliliğin Mutlak Butlanı

Evlenme sırasında evli bulunması durumunda evlilik mutlak butlanla sakatlandığında TMK m. 147 f. I hükmünde yer alan “Her ilgili, mutlak butlanın karar altına alınmasını isteyebilir.” kuralı gereği ilgililer tarafından mutlak butlan davası açılabilir.

Sona Ermiş Evliliğin Mutlak Butlanı (TMK m. 147 f I)

TMK m. 147 f. 1 hükmüne göre; Sona ermiş bir evliliğin mutlak butlanı Cumhuriyet savcısı tarafından re’sen dava edilemez ise de her ilgilinin mutlak butlanın karar altına alınmasını isteyebilmesi mümkün olduğu için ilgililerin bu evlilik için mutlak butlan davası açmasına ya da devam eden davayı sürdürmelerine bir engel bulunmamaktadır.

“..Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle Türk Medeni Kanununun 147/1 .maddesi gereğince sona ermiş bir evliliğin mutlak butlanı davasının her ilgili tarafından açılmasının olanaklı olduğunun açık olmasına göre yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına,” Y2HD, 22.09.2010, 1***5-1***6

Mutlak butlan ile sakat olan evliliğin eşlerden birinin ölümü ile sonlanmasında ölen eşin sağlığında mutlak butlan davası açmaması ilgililerin de mutlak butlan davası açmalarını engellemez.

Yeniden Evlenenin Önceki Evliliği Sonlanıp İkinci Eş İyiniyetli Değilse

TMK m. 147 f, III. Hükmüne göre; Evliyken yeniden evlenen bir kimsenin önceki evliliği mutlak butlan kararı verilmeden önce sona ermişse ve ikinci evlenmede diğer eş iyiniyetli değilse başka bir anlatımla diğer eş evli bir kimseyle evlendiğini biliyor ya da bilmesi gerekiyorsa bu evlenmenin butlanına karar verilmelidir.

Bu dava TMK m. 147 f. I hükmünde yer alan “Her İlgili, mutlak butlanın karar altına alınmasını isteyebilir.” kuralı gereği ilgililer tarafından açılabilir

İki Evlilik Yapan Eş Ölmüşse

Evliyken yeniden evlenen bir kimsenin gerek önceki evliliği ve gerekse ikinci evliliği iki evlilik yapan kişinin ölümüyle birlikte sona ermiş olabilir.

TMK m. 147 f. I hükmüne göre; Her ilgilinin mutlak butlanın karar altına alınmasını isteyebilmesi mümkün olduğu için ilgililerin mutlak butlanla sakat olan ikinci evlilik için dava açmasına ya da devam eden davayı sürdürmelerine bir engel bulunmamaktadır.

Dava Açılamayacak Durumlar

Mutlak butlan ile sakatlanan evlilikler hakkında ilgiliye her durumda dava açma olanağı verilmemiştir. Başka bir anlatımla mutlak butlan ile sakatlanan evlilikler hakkında ilgiliye dava açma olanağı verilmeyen durumlar da söz konusudur.

Ayırt Etme Gücünü Sonradan Kazanılmışsa

Ayırt etme gücünün sonradan kazanılması durumlarında mutlak butlan davasını açma hakkı Türk Medeni Kanununda sadece ayırt etme gücünü sonradan kazanan eşe verilmiştir. Bu durumda ilgililer mutlak butlan davasını açamaz.

Akıl Hastası Eş İyileşmişse

Evlenme sırasında eşlerden birinde evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığı bulunmasına rağmen evlenmeden sonra gerçekleşen tedavi sonucunda ya da kendiliğinden evlenme sırasında akıl hastalığı iyileşmişse mutlak butlan davasını açma hakkı Türk Medeni Kanununda yalnız akıl hastalığı iyileşen eşe verilmiştir. Bu durumda ilgililer mutlak butlan davasını açamaz.

Yeniden Evlenenin Önceki Evliliği Sonlanıp İkinci Eş iyiniyetli İse

Evliyken yeniden evlenen bir kimsenin önceki evliliği mutlak butlan kararı verilmeden önce sona ermişse ve ikinci evlenmede diğer eş iyiniyetli ise başka bir anlatımla diğer eş evli bir kimseyle evlendiğini bilmiyor ya da bilmesi gerekmiyorsa bu evlenmenin butlanına karar verilemeyeceğinden ikinci evlilik geçerli olarak kalır.

Bu durumda ilgililer tarafından mutlak butlan davası açılamaz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here