Nişanlılığın Oluşumu – Engelin Bulunmaması

0
402

Nişanlılığın Oluşumu – Engelin Bulunmaması

Nişanlanmanın oluşabilmesinin koşullarından bir diğeri de engelin bulunmaması gereğidir.

Nişanlanmanın gerçekleştiğinden söz edilebilmesi için aşağıdaki engellerin bulunmaması gerekmektedir;

  • Evlenme engelinin bulunmaması,
  • Birden çok nişanlanmanın bulunmaması
  • Süre ve koşul engelinin bulunmaması

Ana başlıklarına ayırdığımız bu konuya ait her başlığı inceleyelim.

Evlenme Engelinin Bulunmaması

Bilindiği üzere 4721 sayılı Türk Medeni Kanununda evlenme engelleri TMK m 129-133 hükümleri arasında sayılmış bulunmaktadır. Buna karşılık 4721 sayılı Türk Medeni Kanununda nişanlanma engelleri sayılmış değildir.

Evlenme engellerinin nişanlanmaya etkisini kesin evlenme engelleri ve kesin olmayan evlenme engelleri olarak ayrı ayrı incelemek gerekmektedir.

Kesin Evlenme Engelinin Bulunması

Kesin evlenme engelleri aynı zamanda nişanlanmanın geçerliliğini önleyen engellerdir.

Mevcut Evlilik

Eşlerden birinin evlenme sırasında evli bulunması hâlinde evlenme mutlak butlanla batıldır. (TMK m. 145 b. 2.) Açıklanan sebeple evli olan kişinin nişanlanması, söz konusu olmadığından bu kurala rağmen yapılan nişanlanma kesin hükümsüzlükle sakatlanır.

Evli olan kişinin devam etmekte olan boşanma davasının bulunması nişanlanmanın geçersizliğini ortadan kaldırmamaktadır. Yani hukuken halen evli olan kişinin boşanma iradesi göstermesi; kendisine bir başkasına evlenme vaadi vermesini sağlamaz. Hukuken evli sayılması nedeni ile Mevcut evliliğin tüm koşulları halen geçerlidir.

Buna karşılık evlilik dışı birlikteliği olanların birbirlerine yaptıkları evlenme vaadi geçerli olduğundan nişanlanmalarına engel oluşturmaz. Ancak burada her ki tarafında mevcut evliliğinin bulunmaması gerekir.

Sürekli Ayırt Etme Gücünden Yoksunluk

Ayırt etme gücüne sahip olmayanlar evlenemez. (TMK in. 125) Eşlerden birinin evlenme sırasında sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun bulunması hâlinde evlenme mutlak butlanla batıldır. (TMK m. 145 b. 2.)

Açıklanan sebeple ayırt etme gücüne sahip olmayan kişinin nişanlanması söz konusu olmadığından bu kurala rağmen yapılan nişanlanma kesin hükümsüzlükle sakatlanır.

Cumhuriyet tarihinde bu konu ile ilgili görülen bir davada Mutlak butlan ile sabit olan bu evlilik ayırt etme gücünden yoksun olan bakıma muhtaç 40 yaşlarındaki bir erkek ile evlenen bir kadın ile ilgili görülen bir davadır. İlgili konu altında gerekli detaylar verilecektir.

Akıl Hastalığı

Akıl hastaları, evlenmelerinde tıbbi sakınca bulunmadığı resmi sağlık kurulu raporuyla anlaşılmadıkça evlenemezler. (TMK m. 133.) Bu sebeple eşlerden birinde evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığı bulunması hâlinde evlenme mutlak butlanla batıldır. (TMK m. 145 b. 3.)

Açıklanan sebeple akıl hastaları, evlenmelerinde tıbbi sakınca bulunmadığı resmi sağlık kurulu raporuyla anlaşılmadıkça nişanlanamazlar. Bu kurala rağmen yapılan nişanlanma kesin hükümsüzlükle sakatlanır.

Yakın Hısımlık

Üstsoy İle altsoy arasında; kardeşler arasında; amca, dayı, hala ve teyze ile yeğenleri arasında, kayın hısımlığı meydana getirmiş olan evlilik sona ermiş olsa bile, eşlerden biri ile diğerinin üstsoyu veya altsoyu arasında, evlât edinen ile evlâtlığın veya bunlardan biri ile diğerinin altsoyu ve eşi arasında evlenme yasaktır. (TMK m. 129)

Açıklanan sebeple bu kişilerin aralarında nişanlanma söz konusu olmadığından bu kurala rağmen yapılan nişanlanma kesin hükümsüzlükle sakatlanır.

Kesin Olmayan Evlenme Engelinin Bulunması

Kesin olmayan evlenme engelleri kesin evlenme engellerinden farklı olarak yapılmış olan nişanlanmanın geçerliliğini önleyememektedir. Başka bir anlatımla kesin olmayan evlenme engelinin varlığına rağmen yapılan nişanlanma geçerlidir.

Bu sebeple evlilik sona ermişse, kadın, evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz gün geçmedikçe evlenemez ise de yaptığı nişanlanma geçerlidir. (TMK m. 132 f. 1)

Birden Çok Nişanlanmanın Olması

Nişanlanmanın oluşabilmesinin koşullarından bir diğeri de birden çok nişanlanmanın yapılmamasıdır. Birden çok nişanlanmada her iki nişanlanmanın da geçerli olacağını kabul etmek mümkün değildir. Zira düşüncemize göre iki kadına/erkeğe birden diğerini/birini sonlandırmadan evlenme vaadinde bulunmak ahlaka aykırılık oluşturmaktadır.

Birden çok nişanlanmada geçerli olacağı kabul edilecek olan nişanlılığı belirlemek için ilk nişanlı ile olan ilişki önem taşımaktadır.

İlk Nişanlılık Sürdürülüyorsa

Nişanlı olan bir kişi yeniden nişanlanmasına rağmen ilk nişanlı ile olan nişanlılık ilişkisini sürdürüyorsa ikinci nişanlılık ahlaka aykırılık sebebiyle hükümsüzdür.

İlk Nişanlılık Sürdürülmüyorsa

Nişanlı olan bir kişi yeniden nişanlanmasına rağmen ilk nişanlı ile olan nişanlılık ilişkisini sürdürmüyorsa/kesmişse ilk nişanlılıktan örtülü olarak dönüldüğü kabul edilir.

Süre veya Koşul Engelinin Bulunmaması

Nişanlanmanın oluşabilmesi için süre ve koşul engelinin de bulunmaması gerekmektedir. Bu sebeple nişanlanmanın süreye ya da koşula bağlanması konusuna açıklık getirmek gereklidir.

Süreye Bağlama

Nişanlanmanın süreye bağlanmasını süreli nişanlılık ve süresiz nişanlılık ayrımına göre inceleyeceğiz.

Süresiz Nişanlılık Kabul Edilemez

Evlenme engeli bulunmayan bir erkekle bir kadının karşılıklı olarak evlenme vaadinde bulunmalarıyla oluşan hukuki statünün nişanlılık olarak tanımlandığı dikkate alındığında sonu olmayan/süresiz nişanlılık kararlaştırılamaz.

Tarafların bu yönde alacakları karar evlenme vaadi değil de evlenmeme vaadine yönelik olacağından evlenmeme vaadinin yer aldığı bir sözleşmeye de nişanlanma sözleşmesi denilmesi beklenemez.

Süreli Nişanlılık Kabul Edilemez

Evlenme engeli bulunmayan bir erkekle bir kadının karşılıklı olarak evlenme vaadinde bulunmalarıyla oluşan hukuki statünün nişanlılık olarak tanımlandığı dikkate alındığında bir süre sonra sona erecek nişanlılık düşünülemeyeceği gibi bir süre sonra başlayacak nişanlılık da düşünülemez.

Bir Süre Sonra Sona Erecek Nişanlılık

Nişanlanmanın evlenme gerçekleşmeden bir süre ile sınırlı kabulü durumunda yapılan sözleşme yapıldığı andan itibaren butlanla sakattır.

Başka bir anlatımla evlenme engeli bulunmayan bir erkekle bir kadının karşılıklı olarak diyelim altı ay süre ile nişanlı olarak kalmalarını ve belirlenen bu süre sonunda da evlenme gerçekleşmeden nişanlanmanın sona ermesini kararlaştırmaları durumunda oluşan ilişkinin nişanlılık olarak tanımlanması mümkün değildir.

Geçici nişanlılık sadece sona erme gününün evlenme günü olarak kabul edilmesi durumunda söz konusudur. Evlenme gerçekleşmeden sona erecek geçici nişanlılık statüsü kurulamaz.

Bir Süre Sonra Başlayacak Nişanlılık

Evlenme engeli bulunmayan bir erkekle bir kadının karşılıklı olarak evlenme vaadinin belirli bir süre sonra yapılmış olmasını/kabul edilmesini aralarında kararlaştırmaları mümkün değildir.

Bu türden irade açıklaması bu açıklamanın yapıldığı anda/günde tarafların birbirlerine evlenme vaat etmediklerini de izah/itiraf/kabul anlamına gelir. Başka bir anlatımla belirli bir süre sonra nişanlanmak istediklerini ifade eden erkek ve kadını açıklamanın yapıldığı an nişanlı/nişanlanmış kabul edemeyeceğimiz açık seçiktir.

O kadar ki belirlenen süreden önce nişanlanmanın hükümleri uygulanamayacağından nişanı bozmadan da söz edilmesi olanaksızdır.

Koşula Bağlama

Nişanlanmanın oluşabilmesi için süre engelinin bulunmaması gerektiği gibi koşul engelinin de bulunmaması gerekmektedir. Bu sebeple nişanlanmanın koşula bağlanması konusuna da açıklık getirmek gereklidir.

Koşulun Geçerliliği

Evlenme engeli bulunmayan bir erkekle bir kadının karşılıklı olarak evlenme vaadini ahlâka, adaba, kamu düzenine, kişilik haklarına ve emredici hukuk kurallarına aykırı olamayacak şekilde koşula bağlamaları mümkündür.

Karşılıklı evlenme vaadinin aşağıdaki şekilde koşula bağlanması durumunda nişanlanma sözleşmesi oluşmaz;

  • Ahlâka aykırı koşula bağlanma,
  • Adaba aykırı koşula bağlanma,
  • Kamu düzenine aykırı koşula bağlanma,
  • Kişilik haklarına aykırı koşula bağlanma,
  • Emredici hukuk kurallarına aykırı koşula bağlanma.

Bu çerçeveden konuya baktığımızda geçersiz sayılması gereken evlenme vaatlerine ise aşağıdaki örnekleri verebiliriz;

Nişanlanmanın müstakbel kayınvalidenin ölümü koşuluna bağlayarak yapılan evlenme vaadi ahlaka aykırı olduğundan böyle bir koşula bağlı nişanlanma sözleşmesi geçersizdir,

Nişanlanmanın evlenmeden önce cinsel ilişki kurulması koşuluna bağlanması da ahlaka aykırı olduğundan böyle bir koşula bağlı nişanlanma sözleşmesi geçersizdir. (Aksi görüş: TEKİNAY, s. 12.)

Tekinay görüşüne esas olarak nişanlanacak olan kadının erkeğin erkekliği hakkında aldığı olumsuz duyumlar nedeni ile evlilik birliğini kurmadan önce bu konuya açıklık getirilmesi talebinde bulunabilir. Kendi engeli de yoksa (bakire değilse) bu yöndeki bir talebi erkekten isteyebilmesi hakkında sahip olması gerektiğini savunmaktadır. Kadının evlilik amaçları arasında gizli de olsa inkar da etse bir cinsel beklenti ve cinsel süreklilik ve devamlılık aramasının son derece doğal olacağını bu nedenle boşanmış olarak anılmak istememesi nedeni ile böyle bir talebi yapabilmesinin hukuken de önünün açılması gerektiğini düşünmüş olabilir. Her ne kadar bu görüşe katılmamak mümkün değil desek de gerçek hayat içerisinde bu düşüncedeki kadının bu yöndeki talebini bir nişanla ilişkilendirmeyeceği de açıktır. Hukuk sistemi de her ne sebep olursa olsun bu durumun evlilik dışı cinsel ilişkiyi özendireceği yada bunun erkekler tarafından kötüye kullanmasının önünü açmaz. Bu nedenle bu özel durum da ahlaki kabul edilmemektedir.

Ameliyatın başarılı olmaması durumunda nişanlılığın sona ereceğini belirterek nişanlanmanın ameliyatın (ne tür bir ameliyat olursa olsun) başarılı olması koşuluna bağlanması da ahlaka aykırı olduğundan böyle bir koşula bağlı nişanlanma sözleşmesi geçersizdir.

Aksi görüş: DURAL/ÖĞÜZ/GÜMÜŞ, s. 22. Evliliğin İyi ve kötü günde/hastalıkta ve sağlıkta bir arada olma temeli üzerine kurulduğu düşünüldüğünde ve hele idam mahkûmlarının/ölümcül kanser hastalarının bile evlendiği dünyamızda başarılı ameliyatı şart olarak sürmek de düşüncemize göre ahlaka aykırıdır,

Ağır bir hastalığa yakalanma durumunda nişanlılığın sona ereceğini belirterek nişanlanmanın ağır bir hastalığa yakalanmama koşuluna bağlanması da ahlaka aykırı olduğundan böyle bir koşula bağlı nişanlanma sözleşmesi geçersizdir.

Aksi görüş: AKINTÜRK/KARAMAN, s. 36. Evliliğin İyi ve kötü günde/hastalıkta ve sağlıkla bir arada olma temeli üzerine kurulduğu düşünüldüğünde ve hele idam mahkûmlarının/ölümcül kanser hastalarının bile evlendiği dünyamızda ağır hastalığa yakalanmamayı şart olarak sürmek de düşüncemize göre ahlaka aykırıdır.

Koşulun Türü

Nişanlanmanın, evlenmeden farklı olarak koşula bağlı olarak yapılmasına engel bulunmamaktadır. Nişanlanma, geciktirici koşula bağlanabileceği gibi bozucu koşula da bağlanabilir.

Koşula bağlı irade açıklaması, koşulun/olayın/olgunun gerçekleşmesinin öngörülemediği/bilinemediği hallerde geçerlidir. Eğer ileri sürülenin gerçekleşeceği belli ise artık bir koşul değil vade/süre konulması söz konusudur.

Geciktirici Koşula Bağlanma

Nişanlanmanın geciktirici koşula bağlı olarak yapılması mümkündür. Örnek vermek gerekirse: Üniversite sınavının kazanılması/işe girilmesi/terfi edilmesi/mezun olunması gibi hallerde nişanlılığın başlayacağını kararlaştırma durumunda koşul geciktiricidir.

Geciktirici koşulun gerçekleşmesine kadar nişanlanma sözleşmesi askıdadır. Başka bir anlatımla nişanlanma koşulunun gerçekleşmesiyle birlikte hüküm ifade eder. Kuşkusuz ki koşulun gerçekleşmeyeceği anlaşılmışsa (Örneğin mezun olması beklenen kadın ya da erkeğin okuldan kaydını sildirmesi ile şartın gerçekleşmeyeceği de belli olur.) irade açıklaması geçmişe etkili olarak geçersiz sayılır.

Bozucu Koşula Bağlanma

Nişanlanmanın bozucu (Nişanlılığı Sona erdirici) koşula bağlı olarak yapılması da mümkündür. Örnek vermek gerekirse: Sağlık durumu sebebiyle tedavisinin yapılamayacağı bir şehre atanılması halinde nişanlılığın sona ereceğini kararlaştırma durumunda koşul bozucudur.

Bozucu koşulun gerçekleşmesi durumunda nişanlanma sözleşmesi ileriye yönelik olarak geçersiz olur. Bozucu koşulun gerçekleşmesi durumunda nişanlanma sözleşmesinin sona ermesi nişanlılığın haklı bir sebep olmaksızın sona ermesi olarak kabul edilemez. Başka bir anlatımla TMK m. 120-121 hükümleri (Maddi ve manevi tazminat hükümleri) değil TMK m. 122 hükmü (Hediyelerin geri verilmesi hükümleri) uygulanabilir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here