4°C
İSTANBUL HAVA DURUMU4°C Kar Yağışlı
DESTEK TELEFONU 0532 442 62 33

Bizden Haberler

Boşanma.org.tr

Aile Hukuku İlkeleri – Şekil İlkesi

- +

project-image-6

http://bosanma.org.tr/aile-hukuku-ilkeleri-sekil-ilkesi/

Aile Hukuku İlkeleri – Şekil İlkesi

Aile Hukukunun ilkelerinden bir diğeri de şekil ilkesidir. Aile Hukuku ile ilgili olan ilişkiler ancak belirli şekle bağlı olarak kurulduğu gibi belirli şekle bağlı olarak sonlandırılabilir.

Örneğin evlilik ilişkisinin boşanma ile sonlandırılabilmesi belirli şekle bağlıdır.

Boşanma ancak bir hâkim karan ile gerçekleşebilir.

Buna karşılık bireyci görüşün ürünü (ÖZTAN, s. 214. SAYMEN/ELBİR, 236., AKINTÜRK, s. 204.) olan serbest boşanma sisteminde karşılıklı anlaşma ile veya eşlerden birinin tek taraflı irade açıklaması ile evlilik bağı çözülebilmededir.

Karşılıklı anlaşma ile anlaşmalı boşanma birbirine karıştırılmamalıdır. Karşılıklı anlaşma ile öngörülen mahkeme dışı bir olanaktır. Anlaşmalı boşanma (TMK. m. 166 f. III) hâkim hükmü ile boşanabilmeyi karşılamaktadır.

Kocanın boşamasının (talâk) koşulları vardır: Bir süre beklemesi, sulh girişimi yapması, bütün bunlar sonuç vermezse iki âdil tanık önünde boşanma beyanına özgü bir zorlaştırma ve düşünceye sevk etme koşulu olarak “Arapça, belirli bir formül” (talâk sıygası) kullanarak boşanmayı gerçekleştirebilecektir.

Hanefî mezhebinde kocanın ne olursa olsun, ağzından “Boş ol!” sözü çıkmış ise evlilik bağı çözülmüş sayılır. O kadar ki ne dediğini bilmez derecede sarhoş olmuş bir kimsenin boşaması müçtehit Ebu-Hanife’ye göre geçerlidir. (KARAMAN, s. 355. Hanefî hukukunda boşama soyut bir işlemdir.)

Kocanın karısını keyfî biçimde boşamasını engellemek için ve kadını korumak amacıyla engeller tesis edildiği ileri sürülmektedir. Bu engellere örnek olarak mehr ve hülle denilen şer’i usul gösterilmektedir.

Bu engellerden mehr ise örnek alınacak bir adalet kurumu olarak ilân edilmektedir. Oysa bu engel/fren görüşü genel kabul gören bir görüş değildir. Hanefîlere göre mehr olarak verilebilecek en düşük miktar 10 dirhem gümüştür. (Halil CİN, İslâm ve Osmanlı Hukukunda Evlenme, Ankara-1974, s. 216.)

Kur’an öğretmek taahhüdü Şiiler ve Şafiiler dışında kalan müelliflerce geçerli bir mehr tesisi olarak görülmemektedir. Bütün bunları göz önüne alan Halil CİN şöyle bir sonuca varmaktadır: “10 dirhem gümüşten veya kocanın karısına Kur’an Öğretmesinden ibaret olan bir mehr ne kocaya talâk yetkisini yersiz olarak kullanmaktan meneder ne de evliliğin sona ermesi hâlinde kadının geleceğini temin eder. Kaldı ki, bütün mezhepler mehrin çok yüksek olmamasını tavsiye etmektedirler”. (CİN, s. 233. Unutulmamalıdır ki mezhep, din kurallarının yaradılışa göre yorumlanmasından başka bir şey değildir. Dolayısıyla din, hiçbir mezhebin kendisi değildir.)

Mehr, mücerret boşanmayı engelleyecek bir önlem veya boşanma tazminatı olarak kararlaştırılmış bir borç da değildir. (Y.İ.B.K. 2.12.1959- 14/30.)

HATEMİ, “mehr”i evlenme sırasında belirlenmiş bulunan bir denkleştirme bedeli olarak görmektedir.

Mehr, taraflarca belirlenmişse mehri müsemma olarak adlandırılır. Miktar belirlenmemiş veya İslâm dininin gayri-meşru saydığı şeyler Örneğin domuz, alkollü içki gibi tayini geçersiz şey mehr olarak belirlenmişse o zaman mehri misil gerekir.

Mehri misilin ölçüsü: Yaş, güzellik, bekâret, iffet, iyi ahlâk çocuk doğurmuş olma olmama gibi niteliklere eşit durumda olan kadın için kararlaştırılan mehir örnek alınır. (FEYZİOĞLU, s. 247, dn. 5).

Tespit edilen mehir peşin ödenecekse mehri muaccel, sonradan verilmesi kararlaştırılan kısmına da mehri müeccel adı verilir. Kadının mehr istemek hakkı düğünden (burada kastedilen zifaf gecesidir. Halk arasında gerdek gecesi olarak da yaygın kullanımı mevcuttur.) sonra doğar. (Coşkun ÜÇOK-Ahmet MUMCU, Türk Hukuk Tarihi, Ankara 1985, s. 87.)

Kadının evlenirken mehr hakkından vazgeçmesi veya onu iskat etmesi geçerli değildir. Tatbikat Kanunu mehri kamu düzenine aykırı bir durum saymadığından 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin yürürlüğünden önce akit edilmiş nikâh dolayısıyla kocanın boşanma veya ölüm hâlinde karısına vermeyi taahhüt ettiği meblağı (Mehri müeccel.) 743 sayılı Türk Kanunu Medenîsinin yürürlüğünden sonraki boşanma durumunda da karısına ödemesi gereklidir. Mehrin, kocanın ölümü ile evlilik birliğinin son bulması durumunda kocanın mirasçıları tarafından kadına ödenmesi gerekir.

Hüllenin ise talâk yetkisinin gereksiz kullanımını gerçek anlamda engelleyeceği açıktır. Karısını seven bir kimse hülleyi düşünerek yerli yersiz onu boşamaya cesaret edemeyecektir.

Hüllenin bedeli, karısını gerçek anlamda boşamak istemeyen başka bir anlatımla bu hakkını keyfî kullanan koca için gerçekten de ağırdır. Hür karısını üç defa, köle (cariye) karısını iki defa ister cayılabilir (Talâkı rici.) ister ayırıcı boşanma (Talâk’ı bâin.) ile olsun boşayan koca ile eski karısı arasında geçici bir evlenme engeli oluşur. (Hürmeti muvakkate.)

Üçlü boşanma ile kocasından boşanan kadın bir başka erkekle geçerli bir biçimde evlenmesi ve bu evlenme talâk, fesih veya ölümle ortadan kalkmış olması gerçekleşmelidir ki eski kocası ile evlenebilsin. İşte buna yönelik işlemlere tahlil (helâl kılma) veya hülle adı verilir.

Her boşama sonunda kadın iddet bekleyecektir. Sahabe lerden birisinin karısını bir defada üç talâk ile boşadığı Hz.Peygamber’e (s.a.s) haber verildiğinde “Ben henüz aranızdayken Allah’ın kitabıyla mı oynuyorsunuz?” diye Allah Elçisi haykırmıştır. (- Yaşar Nuri ÖZTÜRK: Kur’an’daki İslâm, Kısaltılmışı: ÖZTÜRK (İslâm), İstanbul- 1997, s. 436. ÖZTÜRK, böyle hile-i şer’iye oyunlarına bakarak İslâm dünyasının iki yakasının bir araya gelmemesinin temel sebebinin bu olduğunu düşünmektedir. (ÖZTÜRK, s. 437).

Hülle konusunun bizi ilgilendiren yanına gelince: Hülle yapmadan gerçekleştirilen dördüncü nikâha ilişkin evlilik kaydının 743 sayılı Türk Kanunu Medenîsinden sonra iptalini bu sebeple istemek olanağı yoktur.( YHGK, 8.6.1968, 66/2-1487, 425.)

743 sayılı Türk Kanunu Medenîsine göre karısı ile dördüncü kez evlenmek isteyen kocanın, karısını öncelikle başka bir erkekle evlendirmesi gerekmemektedir.

İslâm hukukunda boşanma hakkı esas olarak kocaya tanınmıştır. Evlenme sırasında koca isterse kadına istediği zaman boşanabilmek hakkına verebilir. (Tefvizi Talâk.)

Bu hak kadına sonradan da verilebilir. Kadın veya kadının yerine üçüncü bir kişi de kocaya bir bedel vererek boşanmayı elde edebilir ki buna hul denir.

Hul, Kur’an’ın Bakara suresi 229. ayetinde yer almaktadır. Hul için eşlerin birbirleriyle güzel geçinemeyeceklerini anlamaları gereklidir. Böyle bir durum için geçimsizlik, itaatsizlik, dövme, hakir görme, çirkinlik, hastalık, ihmal gibi durumların gerçekleşmesi gereklidir. (Süleyman ATEŞ, Kur’an-ı Kerim Tefsiri, Milliyet-1995 C:l, s. 334.)

Hul’un sözlük anlamı “soymak, soyunmak, çekip çıkarmak; ıstılahi anlamı “kadının bir bedel karşılığında evlilik bağından kurtulması” demektir. Muhâla’a da hulu konusunda karşılıklı anlaşmanın ifadesidir.

Taraflar anlaşarak ve birbirlerine bir şey vermeyerek evlilik birliğine son vermelerine ise mubaraa (Karşılıklı birbirini ibra etmek) denilmektedir.

Çağdaş ülkelerde uygulanan sistem belirli sebeplere dayanarak hâkim kararıyla boşanma sistemidir. Boşanmaya yer vermeyen Katolik Kilisesi Hukukuna karşı bir reaksiyon olarak Protestan Kilisesi Hukuku ortalama bir yol bulmuştur. (AKINTÜRK, s. 205. VELİDEDEOĞLU-Aile. s. 182-183, CEYLAN, s 9.)

Bu sistemde boşanma konusunda kanunda belirlenen bir sebebe dayanılmaktadır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu da bu görüşe dayanmaktadır.

743 sayılı Türk Kanunu Medenisi önceki hukukumuzda boşanmak için yasal bir sebep aranmadığı için 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin boşanma hükümleri devrimci bir karakter taşımaktadır. (Kemal OĞUZMAN/Mustafa DURAL, Aile Hukuku. İstanbul 1994, s. 113)

Aile, Aile Hukuku İlkeleri, Hukuk İlkeleri,