4°C
İSTANBUL HAVA DURUMU4°C Kar Yağışlı
DESTEK TELEFONU 0532 442 62 33

Bizden Haberler

Boşanma.org.tr

Aile Konutu Davalarında Eşin Açık Rızasının Hukuki Niteliği

- +

project-image-6

https://bosanma.org.tr/aile-konutu-davalarinda-esin-acik-rizasinin-hukuki-niteligi/

“Aile Konutu Davalarında” Eşin Açık Rızasının hukuki Niteliği

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 193 hükmünde yer alan “Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça” ifadesine dayanılarak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 194 hükmü ile eşlerden birinin aile konutu ile ilgili sadece aşağıdaki işlemlerle sınırlı olarak fiil ehliyeti sınırlandırılmıştır;

  • Aile konutuna ile İlgili kira sözleşmesinin feshedilmesi,
  • Aile konutunun devredilmesi,
  • Aile konutu üzerindeki hakların sınırlanması

Görüldüğü üzere aile konutuna ilişkin işlem tarafı olmayan eşin rızasının hukuki niteliği açıklanan işlemlerle sınırlı olarak fiil ehliyetinin sınırlandırılması olarak kabul edilebilir.

İfadelerimizin anlaşılabilir olabilmesi ve doğru olarak değerlendirilebilmesi için öncelikli olarak 4721 sayılı Türk Medeni Kanununda yer alan “Eşlerin hukuki işlemleri” konusuna açıklık getirmek gerekmektedir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 193 hükmüne göre “Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça”, eşlerden her biri diğeri ve üçüncü kişilerle “her türlü hukuki işlemi” yapabilir. Başka bir anlatımla kural olarak eşlerden her biri diğeri ile her türlü hukuki işlemi yapabileceği gibi eşlerden her biri üçüncü kişilerle de her türlü hukuki işlemi yapabilir.

Eş kural olarak herhangi bir yetkili makamın onayına bağlı olmadan ve “eşinin rızasını almadan” her türlü hukuki işlemi yapabilir. Bu konularda hakim kararma gereksinim yoktur.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 194 f. I hükmü ile eşlerin “fiil ehliyetinin sınırlandırılması” ise

Eşlerden biri, ‘diğer eşin açık rızası bulunmadıkça,’ aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.”

sözleriyle biçimlendirilmiştir.

Her iki madde bir arada değerlendirildiğinde açıklanan işlemlerle sınırlı olarak “fiil ehliyetinin sınırlandırılmış” olduğu gerçeği ortaya çıkmaktadır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 194 hükmü ile eşlerin “fiil ehliyetinin sınırlandırılması” gerçeği ve gerekçesi

“...Madde eşlerin aile konutlarıyla ilgili hukuki işlemlerde eşlerin serbestliği ilkesine istisna getirmiş ve böylece aile konutu ile ilgili bazı hukuki işlemlerin diğer eşin rızasına bağlı olduğu kabul edilmiştir. Aile konutu eşlerin bütün yaşam faaliyetlerini gerçekleştirdiği, yaşantısına buna göre yön verdiği, acı ve tatlı günleri içinde yaşadığı, anılarla dolu bir alandır. Bu nedenle bu denli önemli bir malvarlığıyla ilgili olarak eşlerin tek başlarına hukuki işlemleri yapması diğer eşin önemli yararlarını etkileyebilir. Bunun sonucu olarak madde, konutla ilgili kira sözleşmesinin feshini, bu konutun başkalarına devrini ya da konut üzerindeki hakları ve buna benzer diğer hukuki İşlemlerle tamamen ya da kısmen sınırlanmasını diğer eşin rızasına bağlamıştır.

sözleriyle ifade edilmiştir.

Fiil ehliyeti sınırlamasına yönelik düşüncemiz aynı zamanda İsviçre öğretisindeki çoğunluk görüşü olduğu gibi Türkiye öğretisinde de kabul gören bir düşüncedir.

Amaç aileyi bir bütün olarak korumaktır

Bu konuda görüş birliği olan Hukukçuların yayınlarında bu ibarenin geçtiği yerler:

  • HAUSHEER/REUSSER/GEİSER, Art 169, nr.37a,
  • HASAN BÖHLER, Art. 169, nr. 11,
  • AKINTÜRK, s. 352-354.
  • ÖZTAN, s. 205-206.

Fiil ehliyeti sınırlamasında yer alan sınırlanan kişinin korunması olgusu ise, aile bütün olarak korunduğunda kendiliğinden gerçekleşmektedir.

Kanun koyucu malik olan eşin düşüncesizce hareketleri ile ailesine zarar vermesini engellemek istemiştir.

Aile birliğini bütün olarak korumayı hedefleyen Kanun Koyucunun aile kavramı içerisinde yer alan işlem tarafı olan eşi dışladığını başka bir anlatımla İşlem tarafı olan eşin aile kavramına dahil olmadığını, onun korunmak istenmediğini kim ileri sürebilir ki! GENÇCAN Aile Hukuku S.668

GÜMÜŞ, “….TMK m. 194 hükmünün bütünüyle aileyi koruduğu yönünde ileri sürülen görüşler yanıltıcıdır, kabul edilemez” düşüncesindedir. GÜMÜŞ, s. 36.

Aksine TMK m. 194 hükmünün bütünüyle aileyi korumadığı yönünde ileri sürülen görüşler yanıltıcıdır, kabul edilemez.

Konutun adlandırılmasının bile aile konutu olarak yapıldığı yerde ailenin korunmadığı görüşüne katılabilmemize olanak kalır mı?

4721 sayılı Türk Medeni Kanununun sistematik kuruluşuna (TMK m. 193-194 sıralaması) bakıldığında açıkladığımız sebeplerle tasarruf yetkisi sınırlaması ya da katılma hakkı / birlikte karar verme görüşü taraftarlarına yasa koyucuların katılmadığı söylenebilir.

Karşılaştırmak gerekirse 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 194 hükmünde yer alan tapu kütüğünü kilitleme kendiliğinden gerçekleşmişken 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 199 hükmünde bir hakim kararı gereklidir.

Aile Hukuku, Aile Konutu Davaları, Türk Hukukunda Aile Konutu,