4°C
İSTANBUL HAVA DURUMU4°C Kar Yağışlı
DESTEK TELEFONU 0532 442 62 33

Bizden Haberler

Boşanma.org.tr

Aile Konutu Şerhinin Evlilik Birliği Sonlandığında Kaldırılması

- +

project-image-6

http://bosanma.org.tr/aile-konutu-serhinin-evlilik-birligi-sonlandiginda-kaldirilmasi/

Aile Konutu Şerhinin Evlilik Birliği Sonlandığında Kaldırılması

Mülkiyeti eşlerden birine ait olup aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan diğer eşin istemi üzerine tapu kütüğüne konutla ilgili konulan şerhin TMK. m. 1010 altındaki düzenlemelerde belirlenmiş olan koşulları varsa evlilik birliği sonlandığında kaldırılması istenebilir.

Aile Konutu Şerhinin Evlilik Birliği Sonlandığında Kaldırılması Koşulları

Evlilik birliği sona erdiğinde aile konutu şerhinin kaldırılmasının istenebilmesi için aşağıdaki koşulların gerçekleşmiş olması gerekir;

  • Konut, evlilik birliğinin sonlanması ile aile konutu özelliğini kaybetmiş olmalıdır,
  • Terkinde tescil istemleriyle ilgili hükümler aynen uygulanmalıdır

Yukarıda belirlediğimiz hukuki ayrımları daha detaylı olarak ifade edelim.

Konut, Evlilik Birliğinin Sonlanması İle Aile Konutu Özelliğini Kaybetmiş Olmalıdır

Bilindiği üzere evliliğin

  • TMK m. 32 f. 1,131 hükümlerine göre fesih kararıyla sonlanması,
  • TMK m. 145-160 hükümlerine göre iptal kararıyla sonlanması,
  • TMK m. 161-184 hükümlerine göre boşanma kararıyla sonlanması

mümkün olduğu gibi evliliğin mahkeme kararı olmadan da

  • TMK m. 28 f. I hükümlerine göre ölümle sonlanması,
  • TMK m. 31 ve 44 f. I hükümlerine göre Ölüm karinesiyle sonlanması,

ya da “de facto” cinsiyet değiştirmeyle sonlanması da mümkündür.

Evliliğin sonlanması nasıl gerçekleşirse gerçekleşsin hukuken aile konutu özelliği ortadan kalkar. Evli olan bireylere tanınan bu hak ortadan kalkmasına rağmen Tapu memuru Aile konutu üzerindeki işlemleri kendiliğinden yapamaz.

“..Türk Medeni Kanununun 194/3. maddesi gereğince özgülenen taşınmaz malın tapu kaydına, aile konutu olduğuna ilişkin konulan şerhin, konut üzerinde hak sahibi olan eşin talebiyle terkin edilebilmesi; evlilik birliğinin boşanma veya evliliğin iptali kararıyla sona ermiş olması; evlilik devam ediyorsa; konutun aile konutu niteliğini yitirmiş olması veya yeni bir aile konutunun edinilmesi halinde mümkündür. Dava konusu konutta davalı ile çocukların halen oturduğu anlaşılmakla birlikte, tarafların evlilik birliğinin 27.5.2008 tarihinde kesinleşen boşanma kararı ile sona erdiği sabittir. O halde şerhin kaldırılmasını haklı kılacak bir sebep ileri sürülüp ispat da edildiği halde, davanın kabulü ile, şerhin kaldırılmasına karar verilecek yerde, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.” Y2HD, 17.11.2009, 7***6-1***3

Açıkladığımız durumlarda evlilik birliğinin sonlanması ile aile konutu olarak belirlenen konut kendiliğinden aile konutu özelliğini kaybetmiş sayıldığından aile konutu şerhi de kendiliğinden geçersiz duruma gelir.

Yargıtay oybirliği ile aldığı kararlarda dava konusu taşınmazın aile konutu özelliğini boşanma kararının kesinleşmesi tarihi itibariyle kaybetmesi sebebiyle aile konutu şerhinin de kendiliğinden geçersiz duruma geldiğini açıklamıştır.

“…Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle taraflar arasındaki evlilik birliği boşanma kararı ile sona erdiğinden dava konusu taşınmazın aile konutu özelliğini boşanma kararının kesinleşmesi tarihi itibariyle kaybetmesi sebebiyle aile konutu şerhinin kendiliğinden geçersiz duruma geldiğinin anlaşılmasına göre yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına,” Y2HD, 21.11.2007, 2***7-1***8

Terkinde Tescil İstemleriyle İlgili Hükümler Aynen Uygulanmalıdır

Tapu Sicili Tüzüğü m. 78 f. I. Hükümlerine göre; Tapu sicilinde terkin, hak sahibinin veya yetkili makamın istemine ya da mahkeme kararına dayalı olarak yapılır.

Tapu Sicili Tüzüğü m. 78 f. III. Hükümlerine göre; Kayıtların terkininde tescil istemleriyle ilgili hükümler aynen uygulanır.

Tescil Mahkeme Kararı İle Yapılmamışsa Hak Sahibinin İstemi Yeterlidir

Aile konutu şerhinin tescili mahkeme kararı ile yapılmamışsa evlilik birliğinin sona ermesi sebebiyle yapılacak olan terkin için mahkeme kararı gerekli değildir. Diğer bir deyişle evlilik birliğinin sona ermesi sebebiyle aile konutu şerhinin kaldırılmasının istenebilmesi için dava açılması zorunluluğu bulunmamaktadır.

Tapu Sicili Tüzüğünün değişik 57-d maddesi hükmüne göre temlik hakkını yasaklayan şerhlerden olan aile konutu şerhi için,

  • Konutun aile konutu olduğunu kanıtlayan muhtarlıktan ve varsa apartman yönetiminden alınmış belge,
  • Vukuatlı nüfus kayıt örneği veya evlilik cüzdanının

Tapu dairesine verilmesi yeterlidir.

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün genelgesine (Genelge No:2002-7) göre aile konutu şerhi verilebilmesi için;

  • Malik olmayan eşin talebiyle: Evlilik birliğinin resmen devam ettiğini kanıtlayan nüfus kayıt örneği ile bu konutta birlikte yaşantılarım sürdürdüklerini kanıtlayan muhtarlıktan alınmış belgenin ibrazı halinde “Aile konutudur.” şerhinin işlenmesi,
  • Taşınmaz mal maliki olan eşin ya da eşlerden her ikisinin birlikte talebiyle: Evlilik cüzdanı veya nüfus kayıt örneğinin ibrazı halinde başkaca bir belge aranmaksızın “Aile konutudur.” şerhinin işlenmesi,

Tapu sicil memuru tarafından yapılabilir. İdari istem kapsamında olan bu şerhin tapu sicil memuru tarafından konması için mahkeme kararına ihtiyaç yoktur.

Aile konutu şerhinin tescili mahkeme kararı ile yapılmamışsa evlilik birliğinin sonlanması olgusu hak sahibi tarafından belgelenerek Tapu Sicil Müdürlüğünden terkin istenebilir. Tapu sicil memuru mahkeme tarafından konulmayan bu şerh işleminin akabinde hak sahibi tarafından yapılan şerhin kaldırılması talebini karşılamak zorundadır.

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün Genelge No: 2002-7 genelgesine göre aile konutu şerhinin terkini için;

  • Şerh malik olmayan eşin talebiyle İşlenmiş ise; yine malik olmayan eşin talebiyle,
  • Şerh her iki eşin birlikte talebiyle işlenmiş ise; her ikisinin de talebiyle,
  • Eşlerin birlikte malik olduğu hisseli taşınmaz mallarda şerh eslerden birinin talebiyle İşlenmiş ise; şerhi işlettiren eşin talebiyle,
  • Malik olan esin talebiyle şerh verilmiş ise malik olmayan eşin de talep ya da muvafakatiyle terkin edilmesi,
  • Ancak malik olmayan eşin ya da eşlerin birlikte malik olduğu hisseli taşınmaz mallarda şerh talebinde bulunan eşin ölümü ya da bu konuda alınmış mahkeme kararının ibrazı halinde diğer eşin tek taraflı talebiyle de terkin işleminin karşılanması,

Aile konutu şerhi eşlerden herhangi birinin tek taraflı talebiyle işlenmiş ise diğer eşe işlemin sonucundan TMK m,1019 hükümlerine göre duyuruda bulunulması gerekmektedir.

Tapu Sicil Müdürlüğü terkin konusunda çekişme yaratırsa ne olacaktır?

Malik olan eş tarafından çekişme çıkaran Tapu Sicil Müdürlüğüne husumet yöneltilerek “Aile konutu şerhinin boşanma kararının kesinleştiği tarihte yolsuz hale geldiğinin tespiti” istenilmelidir.

Ancak Yargıtay farklı düşünmüştür;

“….Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle dava; davacıya ait (6) bağımsız bölüm nolu taşınmazın tapu kaydına, davalının talebiyle Türk Medeni Kanununun 194.maddesi gereğince konulan aile konutu şerhinin kaldırılmasına ilişkin olup, şerhin devamını gerektiren evlilik birliğinin boşanma kararının kesinleşmesiyle sona ermiş bulunmasına, Türk Medeni Kanununun 254. maddesinde yer alan hükmün mal ayrılığı ve paylaşmalı mal ayrılığı rejiminin varlığı halinde söz konusu olacağına göre yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine peşin alınan harcın mahsubuna işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi.” Y2HD, 12.12.2006, 9***1-1***1

karşı oy yazısı;

Davacı tarafından “boşanma” sebebiyle kendi adına kayıtlı bulunan aile konutunun tapu kaydı üzerinde var olan “aile konutu şerhinin kaldırılması” İstenildiği ve bu sebeple “aile konutu şerhinin kaldırılmasına” karar verildiği ve eşler arasında kural mal rejiminin (yasal mal rejimi=edinilmiş mallara katılma rejimi) (= TMK. m. 202 f.I, 218-241) geçerli olduğu konusunda değerli çoğunluk ile aramızda “görüş birliği” vardır.

Çekişme nedir?; Taraflar 10.7.1986 günü evlenmişlerdir. Davacı koca adına kayıtlı bulunan aile konutunun tapu kaydı üzerine davalı kadının istemi ile 30.5.2003 tarihinde aile konutu şerhi konulmuştur. Taraflar 23.3.2005 tarihinde kesinleşen karar ile boşanmışlardır. Davacı koca tarafından 27,9.2005 tarihinde aile konutu şerhinin kaldırılması için “boşandığı eşi” aleyhine temyiz konusu dava açılmıştır. Başka bir anlatımla davacı ve davalı “dava tarihinde” evli bile değillerdir. Bilindiği üzere Dairem uygulamasında eşler arasında boşanma davası varsa “Boşanma davasının “kesinleşme tarihi ile sınırlı” olarak aile konutunun şerhi gerekirken (M.K. md. 194) yazılı şekilde boşanmadan sonra da devam edecek şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. (Y2HD, 03.06.2003, 5***2-8***7) Eş deyişle bu kararımızdan da anlaşılacağı üzere aile konutu şerhi hukuki varlığını ancak “boşanma kararının kesinleşme tarihine kadar” sürdürebilmektedir. Taraflar arasındaki evlilik birliği boşanma kararı ile “sona erdiğinden” dava konusu taşınmaz aile konutu özelliğini kaybetmiştir. Başka bir anlatımla aile konutuna ilişkin şerh “yolsuz” hale gelmiştir. “Malik olan” eş mahkeme kararına “gerek kalmadan” bu yolsuz şerhi ilgili Tapu Sicil Müdürlüğüne sadece “boşanma kararını” ibraz ederek terkin ettirebilir. Aynı yöntem benzer hallerde de uygulanmalıdır.

Malik olan eş tarafından ilgili Tapu Sicil Müdürlüğüne;

  • Malik olmayan eşin ölümü ile evlilik birliği sonlanmışsa buna İlişkin “ölüm belgesi” ya da “nüfus kaydı”,
  • İptal ile evlilik birliği sonlanmışsa buna ilişkin “mahkeme kararı”,
  • Gaiplik sebebiyle fesih ile evlilik birliği sonlanmışsa buna ilişkin “mahkeme kararı”

ibrazı halinde dava konusu taşınmaz malın üzerinde mevcut “aile konutu” şerhinin terkini gerekir.

Bilindiği üzere tarafların boşanmalarına ilişkin kararın “kesinleştiği tarihte” davacı malik koca açısından var olan “fiil ehliyeti sınırlaması” (= Bakınız: HGK, 4.10.2006, E: 2006/2-591, K: 2006/624, YKD, Cilt: 32, Sayı: 12, Aralık 2006, s.1899 da yer alan karşı oy yazısı) “kendiliğinden” ortadan kalkmaktadır. Tıpkı malik olmayan ve aile konutu şerhi verdiren eşin “öldüğü” tarihte hem aile konutu niteliğinin kendiliğinden kaybı ile şerhin “ölüm tarihi” İtibarıyla kendiliğinden yolsuz hale gelmesi gibi. Boşanma kararı ölüm, gaiplik ve hükümsüzlük gibi evliliği sonlandıran sebeplerden olmakla evlilik birliğinin sona ermesi sebebiyle aile konutu şerhinin “kaldırılması” İstenebilir. Ancak aile konutu şerhinin kaldırılması istemi “mahkemeye” değil de ilgili “Tapu Sicil Müdürlüğüne” malik olan eş tarafından yapılabilir / yapılmalıdır. Tapu Sicil Müdürlüğü malik olan eşin talebi halinde terkin işlemi yapmak “zorunda” iken aile konutu maliki olan eşe terkini sağlamak için gereksiz yere bir de “dava açma” külfeti yüklenemez. Kaldı ki tarafların boşanmalarına ilişkin kararın kesinleştiği tarihte davacı malik koca açısından var olan “fiil ehliyeti sınırlaması” kendiliğinden ortadan kalktığı ve malik olmayan eş açısından aile konutu korumasından yararlanma olanağı kalmadığı için “malik olmayan eşe” husumet bile düşmez. Tıpkı ölen malik olmayan eşin mirasçılarına husumet düşmeyeceği gibi. Husumet sadece “evlilik birliğinin sürdüğü” hallerde düşer. Çünkü evlilik birliği sürdüğü için aile konutu şerhinin malik olan eşin tek yanlı beyanı ile kaldırılması malik olmayan eşin hukuki yararlarını zedelediği gibi aile konutu şerhinin kaldırılması davasında da evlilik birliği sürmekte ise aile konutu şerhinin kaldırılması aynı şekilde malik olmayan eşin hukuki yararlarını zedelediği için elbette ona husumet yöneltilmeli, gösterdiği takdirde delilleri toplanmalı ve sonucu uyarınca karar verilmelidir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 1019 f. I hükmüne göre tapu memuru, İlgililerin bilgisi dışında yaptığı işlemleri onlara tebliğ etmekle yükümlüdür. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 1019 f. I hükmüne göre ilgililerin bu işlemlere karşı itiraz süresi, kendilerine yapılan tebliğ tarihinden işlemeye başlar. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 1019 hükmü “evlilik birliğinin devamı sırasında” gerçekleşen aile konutu şerhi terkini işlemine ilişkindir. Evlilik birliği “son bulmuşsa” malik olmayan eş ya da mirasçılarına tebliğ zorunluluğu olmadığı gibi evlilik birliği son bulmuş eş ya da mirasçılarının itiraz hakkından da söz edilemez. Örnek verelim: Eşler arasındaki evlilik birliği malik olmayan eşin ölümü ile son bulmuşsa dava konusu taşınmaz aile konutu Özelliğini “ölüm tarihinde” kaybetmiştir. Başka bir anlatımla aile konutuna ilişkin şerh ölüm tarihinde “yolsuz” hale gelmiştir. Sağ kalan malik eş, malik olmayan eşin ölüm kaydını Tapu Sicil Müdürlüğüne ibraz ettiği an aile konutu şerhi terkin edilir. Bu terkin işleminin malik olmayan eşin mirasçılarına tebliğ zorunluluğundan söz edilemez. Zira “resmi bir kayıtla” belgelenmiş olduğu için ölüm sebebiyle gerçekleştirilen terkin İşlemine mirasçıların itiraz hakkı bulunmamaktadır.

Bu yüzdendir ki malik olan eş evlilik birliği “son bulduğu andan itibaren” kendisi için var olan “fiil ehliyeti sınırlaması” kendiliğinden ortadan kalktığı için malik olmayan eşin ya da mirasçılarının açık rızası “bulunmadan”;

  • Şerhe konu konut ile ilgili kira sözleşmesini feshedebilir,
  • Şerhe konu konutu devredebilir,
  • Şerhe konu konut üzerindeki hakları sınırlayabilir,
  • Rıza gerekmediğinden hâkimin müdahalesinin istenmesine gerek de yoktur,
  • İşlem tarafı üçüncü kişinin kazanımı korunur.

Tapu Sicil Müdürlüğü terkin konusunda “çekişme” yaratırsa ne olacaktır? Malik olan eş tarafından çekişme çıkaran Tapu Sicil Müdürlüğüne husumet yöneltilerek “Aile konutu şerhinin boşanma kararının kesinleştiği tarihte yolsuz hale geldiğinin tespiti” istenilmelidir. Bu yönler gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. Açıklanan sebeplerle değerli çoğunluğun “farklı görüşüne” katılmıyorum.” Y2HD, 12.12.2006, 9***1-1***1

Yargıtay daha sonra aldığı bir kararda ise şerhin kendiliğinden ortadan kalktığını oybirliği ile kabul etmiştir.

“..Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle aile konutu üzerine konulan şerhin (TMK. 194/3.) boşanma hükmünün kesinleşmesi tarihi itibariyle kendiliğinden ortadan kalktığının anlaşılmasına göre yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına” Y2HD, 14.05.2008, 7***4-7***6

Evliliği Sonlandığını Gösteren Mahkeme Kararının İbrazı Yeterlidir

TMK m. 32 f.I ve 131 hükümlerine göre Evliliğin fesih kararıyla sonlanması, TMK m. 145-160 hükümlerine göre iptal kararıyla sonlanması ya da TMK m. 161-184 arasındaki hükümlerden herhangi biri ile boşanma kararıyla sonlanması mümkündür. Evlilik birliğinin bu sebeplerle sona ermesi sebebiyle aile konutu şerhinin kaldırılması istenebilir.

Malik olan eş tarafından ilgili Tapu Sicil Müdürlüğüne;

  • İptal ile evlilik birliği sonlanmışsa buna ilişkin mahkeme kararı,
  • Boşanma ile evlilik birliği sonlanmışsa buna ilişkin mahkeme kararı,
  • Gaiplik sebebiyle fesih ile evlilik birliği sonlanmışsa buna ilişkin kesinleşme şerhini taşıyan mahkeme kararının ibrazı

halinde dava konusu taşınmaz malın üzerinde mevcut bulunan aile konutu şerhinin terkini gerekir.

Yargıtay evlilik birliği sonlanmış olsa bile aile konutu şerhinin kaldırılması için eski eşe, eski eş ölü ise mirasçılarına husumet yöneltilerek dava açılmasını istemektedir.

“..Dava Türk Medeni Kanununun 194. maddesi uyarınca konulan aile konutu şerhinin kaldırılmasına İlişkindir. Bu taleplerin duruşma açılmaksızın dosya üzerinde sonuçlandırılacağına dair bir hüküm bulunmamaktadır. Hakim iki tarafı usulüne uygun olarak iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet etmedikçe hükmünü veremez. (HUMK.md.73) Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.” Y2HD, 10.12.2009, 1***2-2***9

Karşı oy yazısı;

“..Dava konusu olup aile konusu olarak özgülenen taşınmazın tapu kaydı üzerine “evlilik birliği sürerken” aile konutu şerhi konulmuştur. Eşlerin “dava açılmadan önce” kesinleşen karar İle boşanmaları üzerine davacı eş tarafından aile konutu şerhinin kaldırılması için “boşandığı eşi” aleyhine temyiz konusu dava açılmıştır. Başka bir anlatımla davacı ve davalı “dava tarihinde” evli değillerdir.

Bilindiği üzere Dairem uygulamasında eşler arasında boşanma davası varsa “Boşanma davasının “kesinleşme tarihi ile sınırlı” olarak aile konutunun şerhi gerekirken (T.M.K. md. 194) yazılı şekilde boşanmadan sonra da devam edecek şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. (Y2HD, 03.06.2003, 5***2-8***7, Eş deyişle bu kararımızdan da anlaşılacağı üzere aile konutu şerhi hukuki varlığını ancak “boşanma kararının kesinleşme tarihine kadar” sürdürebilmektedir.

Taraflar arasındaki evlilik birliği boşanma kararı ile “sona erdiğinden” dava konusu taşınmaz aile konutu özelliğini “kendiliğinden” kaybetmiştir. Başka bir anlatımla aile konutuna ilişkin şerh “yolsuz” hale gelmiştir.

“Malik olan” eş mahkeme kararına “gerek kalmadan” bu yolsuz şerhi ilgili Tapu Sicil Müdürlüğüne sadece “boşanma kararını” ibraz ederek terkin ettirebilir. (= Bakınız: Y2HD, 12.12..2006, 9***1-1***1 numaralı kararda yer alan karşı oy yazısı.

Aynı yöntem benzer hallerde de uygulanmalıdır.

Malik olan eş tarafından ilgili Tapu Sicil Müdürlüğüne;

  • Malik olmayan eşin ölümü ile evlilik birliği sonlanmışsa buna ilişkin “ölüm belgesi” ya da “nüfus kaydı”,
  • İptal ile evlilik birliği sonlanmışsa buna ilişkin “mahkeme kararı”,
  • Gaiplik sebebiyle fesih ile evlilik birliği sonlanmışsa buna ilişkin “mahkeme kararı”

ibrazı halinde dava konusu taşınmaz malın üzerinde mevcut “aile konutu” şerhinin terkini gerekir.

Bilindiği üzere tarafların boşanmalarına ilişkin kararın “kesinleştiği tarihte” davacı malik eş açısından var olan “fiil ehliyeti sınırlaması” (= Bakınız: HGK, 4.10.2006, E: 2006/2-591, K: 2006/624, YKD, Cilt: 32, Sayı:12, Aralık 2006, s.1899 da yer alan karşı oy yazısı) “kendiliğinden” ortadan kalkmaktadır. Tıpkı malik olmayan ve aile konutu şerhi verdiren eşin “öldüğü” tarihte aile konutu niteliğinin kendiliğinden kaybı ile şerhin “ölüm tarihi” itibarıyla kendiliğinden yolsuz hale gelmesi gibi.

Boşanma kararı ölüm, gaiplik ve hükümsüzlük gibi evliliği sonlandıran sebeplerden olmakla evlilik birliğinin sona ermesi sebebiyle aile konutu şerhinin “kaldırılması” istenebilir.

Ancak aile konutu şerhinin kaldırılması istemi “mahkemeye” değil de ilgili “Tapu Sicil Müdürlüğüne” malik olan eş tarafından yapılabilir / yapılmalıdır. Tapu Sicil Müdürlüğü malik olan eşin talebi halinde terkin işlemi yapmak “zorunda” iken aile konutu maliki olan eşe terkini sağlamak için gereksiz yere bir de “dava açma” külfeti yüklenemez.

Kaldı ki tarafların boşanmalarına ilişkin kararın kesinleştiği tarihte davacı malik eş açısından var olan “fiil ehliyeti sınırlaması” kendiliğinden ortadan kalktığı ve malik olmayan eş açısından aile konutu korumasından yararlanma olanağı kalmadığı için “malik olmayan eşe” husumet dahi düşmez. Tıpkı ölen malik olmayan eşin mirasçılarına husumet düşmeyeceği gibi.

Husumet sadece “evlilik birliğinin sürdüğü” hallerde düşer. Çünkü evlilik birliği sürdüğü için aile konutu şerhinin malik olan eşin tek yanlı beyanı ile kaldırılması malik olmayan eşin hukuki yararlarını zedelediği gibi aile konutu şerhinin kaldırılması davasında da evlilik birliği sürmekte ise aile konutu şerhinin kaldırılması aynı şekilde malik olmayan eşin hukuki yararlarını zedelediği için elbette ona husumet yöneltilmeli, gösterdiği takdirde delilleri toplanmalı ve sonucu uyarınca karar verilmelidir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 1019 f. I hükmüne göre tapu memuru, ilgililerin bilgisi dışında yaptığı işlemleri onlara tebliğ etmekle yükümlüdür. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m, 1019 f. I hükmüne göre ilgililerin bu İşlemlere karşı itiraz süresi, kendilerine yapılan tebliğ tarihinden işlemeye başlar.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 1019 hükmü “evlilik birliğinin devamı sırasında” gerçekleşen aile konutu şerhi terkini işlemine ilişkindir. Evlilik birliği “son bulmuşsa” malik olmayan eş ya da mirasçılarına tebliğ zorunluluğu olmadığı gibi evlilik birliği son bulmuş eş ya da mirasçılarının itiraz hakkından da söz edilemez.

Örnek verelim: Eşler arasındaki evlilik birliği malik olmayan eşin ölümü ile son bulmuşsa dava konusu taşınmaz aile konutu özelliğini “ölüm tarihinde” kaybetmiştir. Başka bir anlatımla aile konutuna ilişkin şerh ölüm tarihinde “yolsuz” hale gelmiştir. Sağ kalan malik eş, malik olmayan eşin ölüm kaydını Tapu Sicil Müdürlüğüne ibraz ettiği an aile konutu şerhi terkin edilir. Bu terkin işleminin malik olmayan eşin mirasçılarına tebliğ zorunluluğundan söz edilemez. Zira “resmi bir kayıtla” belgelenmiş olduğu için ölüm sebebiyle gerçekleştirilen terkin işlemine mirasçıların itiraz hakkı bulunmamaktadır.

Bu yüzdendir ki evlilik birliği “son bulduğu andan itibaren” malik olan eşin kendisi için var olan “fiil ehliyeti sınırlaması” kendiliğinden ortadan kalktığı için malik olmayan eşin ya da mirasçılarının açık rızası “bulunmadan”;

  • Şerhe konu konut ile İlgili kira sözleşmesini feshedebilir,
  • Şerhe konu konutu devredebilir,
  • Şerhe konu konut üzerindeki hakları sınırlayabilir,
  • Rıza gerekmediğinden hâkimin müdahalesinin istenmesine gerek de yoktur,
  • İşlem tarafı üçüncü kişinin kazanımı korunur.

Açıklanan sebeplerle davanın reddi konusunda yerel mahkeme ile aynı görüşü paylaştığım için değerli çoğunluğun “farklı görüşüne” katılmıyorum.”

Evliliğin Sonlandığını Gösteren Belgenin İbrazı Yeterlidir

Türk Medeni Kanunu altında düzenlenen evliliğin sonlanma şekline göre değişiklik gösteren durumların tamamı aşağıdaki maddeler altından düzenlenmiştir. Hukuk sistemimizin belirlediği bu düzenlemelerin dışında bir başka yol ile evlilik birliğinin sonlanması mümkün değildir. Ancak aşağıda yabancı mahkeme kararları ile ilgili hükümlere yer verilmemiştir. Tanıma ve tenfiz ile ilgili maddeler saklı olmakla birlikte bizim buradaki incelediğimi konu da bir tenfiz talebi yine aşağıdaki maddelerin icra edilmesi ile gerçekleşecektir. Tanıma; bir yabancı mahkeme kararının hüküm icra edilebilecek kabiliyete gelmesi yada delil gücüne kavuşması anlamına gelmekle birlikte icra kabiliyeti için tenfiz gereklidir. Tenfiz için dayanak ve sebepler yine aşağıda belirlenmiş olan maddelerin icra edilmesi emrini içinde barındırır.

  • TMK m. 32 f.I ve 131 hükümlerine göre evliliğin fesih kararıyla sonlanması,
  • 145-160 hükümlerine göre iptal kararıyla sonlanması,
  • 161-184 arasındaki hükümlerden ilgili olan hükme göre boşanma kararıyla sonlanması

mümkün olduğu gibi evliliğin mahkeme kararı olmadan da

  • 28 f. 1 hükümlerine göre ölümle sonlanması,
  • 31 ve 44 f.I ölüm karinesiyle sonlanması,
  • De facto cinsiyet değiştirmeyle sonlanması

da mümkündür. Evlilik birliğinin bu sebeplerle sona ermesi sebebiyle aile konutu şerhinin kaldırılması istenebilir.

  • Tapu Sicil Müdürlüğüne
  • Evliliğin mahkeme kararı olmadan ölümle sonlandığında (ölüm belgesi),
  • Ölüm karinesiyle sonlandığında (Bİr kimsenin ölümüne kesin gözle bakılmayı gerektiren durumlar içinde ortadan kaybolduğu İçin cesedi bulunamamış olsa bile, o yerin en büyük mülki amirinin emriyle kütüğüne ölü kaydı düşürüldüğüne ilişkin nüfus kaydı.),
  • De facto cinsiyet değiştirmeyle sonlandığına ilişkin rapor (Transseksüel yapıda olup, üreme yeteneğinden sürekli biçimde yoksun bulunduğuna de facto cinsiyet değişikliğinin yapılmış olduğuna ilişkin bir eğitim ve araştırma hastanesinden alınacak resmi sağlık kurulu raporu.),
  • Nüfus kaydı,
  • Ölüm belgesinin

ibrazı halinde dava konusu taşınmaz malın üzerinde mevcut bulunan aile konutu şerhinin terkini gerekir.

Tescil Mahkeme Kararı İle Yapılmışsa Terkin İçin Mahkemeden Alınacak Müzekkere Yeterlidir

Tapu Sicili Tüzüğü m.78 f.I. Hükümlerine göre; Tapu sicilinde terkin, yetkili makamın istemine dayalı olarak yapılabilir.

Mahkeme kararı ile aile konutu şerhi konulmuş olsa bile o mahkemeye evliliğin sona ermesi sebebiyle şerhin kendiliğinden hükümsüz hale geldiği dilekçe ve ekindeki belge ile bildirilerek o mahkemeden alınacak bir müzekkere ile de şerh kaldırılabilir.

Aile konutu şerhi konulduğunu bildiren mahkeme ekli belge ile evliliğin sona erdiğini belirlediğinde ilgili Tapu Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazarak şerhin kaldırılmasını isteyebilir.

Nitekim pek çok il ve ilçede bu uygulama ile şerhin kaldırıldığını biliyoruz. Tapu idareleri mahkemeden gelen bu talimata uymak zorundadır.

Yargıtay evlilik sona erdiğinde bile şerhin kaldırılması için dava açılması görüşündedir. Y2HD, 14.09.2009, 1***1-1***8 sayılı onama kararı

Y2HD, 14.09.2009, 1***1-1***8 sayılı onama kararında yer alan karşı oy yazısı

“..Davacı adına kayıtlı ve aile konutu olan taşınmaz üzerine 16.12.2003 tarihinde aile konutu şerhi konulmuştur. Taraflar 17.11.2006 tarihinde kesinleşen karar ile boşanmışlardır. Taraflar arasındaki evlilik birliği boşanma kararı ile sonlandığından dava konusu taşınmaz aile konutu özelliğini kendiliğinden yitirmiştir. Malik olan eski eş mahkeme kararına gerek kalmadan Tapu Sicil Müdürlüğüne sadece boşanma kararını ibraz ederek aile konutu şerhini terkin ettirebilir. Davacının aile konutuna ilişkin fiil ehliyeti sınırlaması bulunmadığı (Örneğin davacı sağ eş; Ölen eşin mirasçılarından TMK m. 194 hükmüne göre İzin İstemesine gerek yoktur. Hukuki yarar yokluğu açık seçiktir.) gibi davalının (Boşandığı eşin bu davada taraf olması mümkün olmadığı gibi ölüm durumunda mirasçıların taraf olması düşünülemez. Kaldı ki ölüm durumunda mirasçılardan biri de davacı sağ eş olmaktadır!) taraf sıfatı da mevcut değildir. Açıklanan yönler gözetilmeden hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır. Değerli çoğunluğun farklı görüşüne katılma olanağım bulunmamaktadır.”

Hukuken bizde bu görüşe yani karşı oy yazısı ile açıklanan görüşe katılmakla oy birliği ile alınan onama kararına katılmıyoruz. Ayrıca yargıtayın bu yönde vermiş olduğu tek karar bununla sınırlı olmakla beraber daha sonraki tüm kararları incelendiğinde Oy birliği ile görüş değiştirdiğini vermiş olduğu kararlardan anlamaktayız.

Tapu Memuru Kendiliğinden Kaldıramaz

Evliliğin fesih kararıyla sonlanması, iptal kararıyla sonlanması, boşanma kararıyla sonlanması mümkün olduğu gibi evliliğin mahkeme kararı olmadan da ölümle sonlanması, Ölüm karinesiyle sonlanması, ya da de facto cinsiyet değiştirmeyle sonlanması kural olsa da bu durumu belirleyen Tapu sicil memuru mülkiyet hakkını sınırlayan aile konutu şerhini kendiliğinden kaldıramaz.

Aile Hukuku, Aile Konutu Davaları, Aile Konutu Şerhi, Aile Konutu Şerhinin Kaldırılması Davası, Türk Hukukunda Aile Konutu,