4°C
İSTANBUL HAVA DURUMU4°C Kar Yağışlı
DESTEK TELEFONU 0532 442 62 33

Bizden Haberler

Boşanma.org.tr

Aile Yaşamı Yoğunluğunun Uygulama Kapsamında Kalmayanlar

- +

project-image-6

http://bosanma.org.tr/aile-yasami-yogunlugunun-uygulama-kapsaminda-kalmayanlar/

Aile Yaşamı Yoğunluğunun Uygulama Kapsamında Kalmayanlar

TMK. m. 194 uygulaması kapsamında kalmayan durumları bu bölümde inceleyerek örnekler vereceğiz.

Tapu Tahsis Belgesi Varsa Uygulanmaz

Tapu tahsis belgesi tapu kaydı niteliğinde değildir. Tapu tahsis belgesinin ileride verilecek olan tapu kaydının dayanağını oluşturması o taşınmazda bulunan konuta aile konutu olduğunun şerhine olanak vermez.

Beklenen hakka dayalı olarak bu taşınmaz İmar Affı Kanunu uyarınca hak sahibi adına tescil edilince aile konutu şerhi verilebilir duruma gelinmiş olur.

Buna karşılık tapu tahsis belgesine konu taşınmazın yarı payının kendisine ait olduğunun tespiti istenebilir.

“..Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda A. Asliye 2.Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 25.3.1986 gün ve 556-245 sayılı kararın incelenmesi davalı tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2.Hukuk Dairesinin 11.12.1986 gün ve 10536-10892 sayılı ilamı: (…Mülkiyet hakkını belirleyen tapu kayıtlarının niteliği ve nasıl hukuksal sonuç doğuracağı Medeni Kanunda ve Tapu Kanununda açıkça gösterilmiştir. Söz konusu Kanun hükümleri karşısında bir yasama tasarrufu dahi olsa bu nitelikte bulunmayan ve ileriye dönük bir vaadi ihtiva eten tapu tahsis belgesi tapu kayıtları ile eş değerde aynı bir hak taşımaz ve hukuksal sonuç doğurmaz. Bu durumda davacının tapu tahsis belgesinin konu edildiği böyle bir davada hüküm elde etmesinin kendisine hiçbir yarar sağlamayacağı açıktır. Öyle ise hukuki yarar bulunmadığından davanın reddi gerekirken davanın kabul edilmesi Usul ve Kanuna aykırıdır. Diğer taraftan davacının isteği mülkiyet hakkının doğrudan özün değil de kullanılış biçimine yönelik bulunuyorsa yani davacı bu belgenin eksik yada yanlış düzenlendiğini ileri sürüyorsa bu taktirde de idari bir tasarrufa dayalı belgeye karşı açılan davanın idari yargının görev alanı içine gireceğinin düşünülmemesi ayrıca bozmayı gerektirmektedir. Ne var ki, temyiz incelemesi sırasında bu yön gözden kaçmış, karar düzeltme isteği yerinde görülmüş olmakla onama kararının kaldırılması uygun bulunmuştur…) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir. Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Her ne kadar tapu tahsis belgesi tapu kaydı niteliğinde değilse de, ileride verilecek olan tapu kaydının dayanağını oluşturabilir. Olayda, davacı bu belgenin konusu taşınmazın yarı hissesinin kendisine ait olduğunun tespitini istemektedir. Böyle bir tespitte hukuki yararı bulunduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle mahkemenin, davacının tespit davası açmakta hukuki yararı bulunduğuna ilişkin direnmesi uygun bulunduğundan esasın incelenmesi için dosyanın özel daireye gönderilmesi gerekir.”

Kooperatif Adına Kayıtlı Konut Üzerinde Uygulanmaz

Kooperatif adına kayıtlı bir konut üzerinde TMK m. 194 hükümlerinin uygulanması olanaksızdır. Ancak bireysel mülkiyete geçilmişse o konuta aile konutu şerhi verilebilir.

Elbirliği Mülkiyetinde Uygulanmaz

Eşlerin elbirliği mülkiyetinde TMK. m. 702 f. II hükmüne göre yasada veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça, gerek yönetim, gerek tasarruf işlemleri için ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerekli olduğundan TMK. m. 194 hükmünde yer alan rıza koşuluna gerek bulunmamaktadır.

Ayni ya da Kişisel Hak Yoksa Uygulanmaz

Üzerinde eşlerden birinin ayni ya da kişisel hakkı bulunmayan bir konut üzerinde TMK m. 194 hükümlerinin uygulanması olanaksızdır.

“..Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden, çekişme konusu üzerinde “kargir ev” niteliğinde bina bulunan 437 ada 16 parsel sayılı taşınmazın kayden davacıya ait olduğu, davalının kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir hakkı bulunmamakla beraber binadaki bir bölümü kullandığı anlaşılmaktadır. Davacı, davalının gelini olduğunu, oğlu ile birlikte oturmasına dair verdiği izne dayalı olarak taşınmazı kullandıklarını, ancak oğlunun gelini ile aralarının açılması nedeniyle oğlunun davalı aleyhine aynı yer mahkemesinde açtığı boşanma davasının redle sonuçlanıp kesinleştiğini ve bunun üzerine oğlunun çekişmeli yeri terk ederek davalı ile ayrı yaşadıklarını, taşınmazı terk etmesi için davalıya ihtar çekmesine rağmen tasarrufunu sürdürdüğünü ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Hemen belirtilmelidir ki, davacı kayıt maliki olup, Türk Medeni Kanununun 683. maddesinden kaynaklanan mülkiyet hakkına dayanmaktadır. Taraflar arasında bir kira ilişkisi de bulunmamaktadır. Esasen davalı ile birlikte davacının oğlunun taşınmazı muvafakata dayalı olarak tasarruf ettikleri dosya kapsamı ile sabittir. Dava açılmış olmakla muvafakatin geri alındığının kabulü gerekir. Kaldı ki, davacının davalıya ihtar çekerek taşınmazı boşaltmasını istediği de sabittir. Öte yandan, davalının taşınmazın aile konutu olduğu yolundaki savunmasına kayıt maliki davacı ile davalının (ve eşiyle) arasında hukuki bir ilişki kurulmadığına göre davacıyı bağlamayacağı ve Önem ifade etmeyeceği de tartışmasızdır. Bir başka ifade ile somut olayda 6570 Sayılı Yasanın 12. maddesi hükmünün uygulama yeri yoktur. O halde, davalının taşınmazı kullanmasının haklı ve geçerli bir nedeninin bulunduğu söylenemez. Diğer taraftan, davacının oğlu ile davalının ayrı yaşamakla birlikte evliliklerinin devam etmekte olmasının davacının mülkiyet hakkı karşısında taşınmazı davalının kullanmasının haklı ve geçerli nedeni olarak kabul edilemez. Hal böyle olunca; el atmanın önlenmesi isteğiyle birlikte davacının davalıya çektiği ihtarname de gözetilmek suretiyle belirlenecek ecrimisile hükmedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir” YHGK, 04.11.2009.4***1-4***3

AİLE KONUTU ÜZERİNDE ÇEKİŞME BULUNMAMALIDIR

Aile konutu, sürekli olarak barınmak üzere kullanılan ve aile yaşamının yoğunlaştığı oturma yeridir. Bir oturma yerinin aile konutu olarak nitelendirilebilmesi için aile yaşamının yoğunlaştığı konut üzerinde çekişme bulunmamalıdır.

Oturulan konutun aile konutu olup olmadığı yönünde taraflar arasında çekişme varsa aile konutu gibi önemli bir konuda düşülen uyuşmazlığa aile mahkemesi hakiminin müdahalesi istenebilir.

  • ETİKETLER

Aile Hukuku, Türk Hukukunda Aile Konutu,