4°C
İSTANBUL HAVA DURUMU4°C Kar Yağışlı
DESTEK TELEFONU 0532 442 62 33

Bizden Haberler

Boşanma.org.tr

Boşanmanın Dayandığı İlkeler

- +

project-image-6

http://bosanma.org.tr/bosanmanin-dayandigi-ilkeler/

Devletler, hukuk politikasında boşanma sebeplerini belirlerken dayanacağı ilkeleri kendi toplumunun özelliklerini temel alarak gözetmektedir. Boşanma hukukuna yön veren temel ilkeler beş grupta toplanmaktadır, boşanma kanunları da bu ilkeler gözetilerek güncelleştirilir.:

  • irade ilkesi
  • kusur ilkesi
  • evlilik birliğinin sarsılması ilkesi
  • elverişsizlik ilkesi
  • eylemli ayrılık ilkesi

İRADE İLKESİ

Evlilik birliği, tarafların iradesiyle kurulduğuna göre yine onların iradeleriyle sona erdirilebilmelidir. İrade ilkesine” göre boşanmak için eşlerin rızaları yeterlidir. İrade beyanı tek yönlü ise belirli sebeplere dayanma sistemini dışlayıp serbest boşanma sisteminin kabulü sonucu doğmaktadır.

Eşlerin ortak rızasıyla boşanmanın olanaklı olması serbest boşanma sistemine yaklaşmak değil de olsa olsa evlilik birliğinin temelinden sarsıldığının bir göstergesi olduğundan dolayısıyla belirli sebeplere dayanma sisteminin terk edilmediği anlaşılır.

VELİDEDEOĞLU-Aile, s. 183. Başka bir anlatımla boşanmak isteyen eş davalının hareketlerinin iradi olması durumunda ancak bir boşanma kararı elde edebilecektir.

KUSUR İLKESİ

Kusur ilkesine  göre boşanmaya karar verilebilmesi için eşlerden birinin mutlaka kusurlu olması gerekir. Boşanma davasını açmak hakkı kusursuz eşe aittir. Kusurlu eş boşanma davası açamaz. Kimse kendi kusuruna dayanarak hukuken korunan bir yarar elde edememelidir. Kusursuz eşin dava hakkını kullanmaması hakkın kötüye kullanılması olarak yorumlanamaz. Zira kimse kendi yararına bir dava açmaya zorlanamaz.

Kusur ilkesinin mutlak olarak kabulü olanaklı değildir. Kusur ilkesi mutlak olarak kabul edilirse örneğin akıl hastalığı sebebiyle boşanmaya karar verilemeyecektir.

İsviçre’de yeni düzenleme ile kusur ilkesinden vazgeçilmiştir denilebilir.

EVLİLİK BİRLİĞİNİN SARSILMASI İLKESİ

Evlilik birliğinin temelinden sarsılması ilkesine göre boşanmak için kusur zorunlu değildir. Taraflardan biri veya ikisi kusurlu olabileceği gibi her ikisi de kusurlu olmayabilir. Evlilik birliğinin temelinden sarsılması durumunda boşanmaya karar verilir.

Evliliğin amaç ve işlevini kaybetmesi, evlilik birliğinin devamının istenmesinde hiçbir yarar ve anlamın kalmaması durumunda yanlara ıstırap veren bu evlilik artık sonlandırılmalıdır.

ELVERİŞSİZLİK İLKESİ

Eşlerden biri bedensel veya ruhsal bozukluk sebebiyle yükümlülüklerini yerine getiremeyecek hale gelmişse boşanmaya hükmedilir. Evlilik bağının çözülmesini diğer eş isteyebilir. Ortaya çıkan özür/eksiklik diğer eş için ortak yaşamı çekilmez duruma getirmelidir.

Elverişsizlik ilkesine öğretide aşağıdaki örnekler verilmektedir:

  • Akıl hastalığı
  • İktidarsızlık
  • Cinsel sapıklık
  • Kısırlık
  • Bulaşıcı ve iğrenç hastalık
  • Gelecek soylar için tehlikeli hastalıklar
  • Alkolizm

Türkiye Cumhuriyeti Mahkemelerinde genellikle penil protez takılmasına rağmen iktidarsızlık sebebiyle boşanma davasının kabul edilmesini kararlaştırmıştır. Boşanma kararı çıkma olasılığı yüksek olan bu durumda Yargıtay tarafından bozulan dava sayısı azınlıktadır.

“…Yapılan soruşturma, toplanan delillerle eşlerin 1991 senesinde evlendikleri, kocanın daha sonra “Penil Protez” taktırdığı anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı boşanma davası açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya karar verilecek yerde, (TMK. md. 166/1 ) yetersiz gerekçe ile boşanma davasının reddi doğru bulunmamıştır.”

Penil protez takılmasına rağmen elverişsizlik ilkesinden söz edilemeyeceğinden aşağıda yer alan karşı oyumla bu görüşe katılmadım.

‘‘…Davacı kadın tarafından açılan evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma davası açıldığı (TMK. m. 166 f. I-II) ve ispat edilemeyen kusur nedeni ile açılan boşanma davasının reddi ne karar verildiği konusunda değerli çoğunluk ile aramızda “ görüş birliği ” vardır. ÖZTAN, s. 218. SAYMEN/ELBİR, s 240. AKINTÜRK, s. 208. KÖPRÜLÜ/ KANETİ, s. 152, ZEVKLİLER, 920. FEYZİOĞLU, s. 253.

Elverişsizlik ilkesinde bedensel ve ruhsal bozukluk sebebine dayalı olarak gerçekleşen eylem/olgu iradi sebeplere dayalı olmasa bile boşanma sebebi sayılır. Yeter ki elverişsizlik sonucu evliliğin dayanılmaz/katlanılmaz boyutlarda olduğu kanıtlanmış olsun.

Anlatılan örnekte Yargıtay’a temyiz istemi ile giden boşanma davasında Yargıtay üyeleri arasında bile görüş de tam birlik yoktur. Şöyle ki;

Çekişme nedir?

Değerli çoğunluğun “davalı kocanın penil protez taktırması olgusunu evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma davasında bir boşanma sebebi olarak belirlemesine” katılmıyorum. (TMK. m. 166 f. 1-11)

Şöyle ki;

  • Dava dosyasında gerçekleşen duruma göre;
  • Davacı kadın 1973, davalı koca ise 1966 doğumludur,
  • Taraflar 31.5.1991 tarihinde evlenmişlerdir,

Dava dosyasında gerçekleşen olgu: Davalı kocaya 15.09.1992 tarihinde molleable penil protez im plantasyonu ameliyatı uygulanmıştır,

Tarafların penil protezli birliktelikleri Mayıs-2001 tarihine kadar sürmüştür,

Davacı kadın tarafından 16.4.2002 tarihinde evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma davası (TMK. m. 166 f.1-2) açılmıştır,

Davacı vekilinin 10.12.2002 günlü oturumdaki anlatımıyla: “Biz tanıkları usulden gösterdik, dinlendiler, ancak mesele karşı tarafın iktidarsızlığı meselesidir, tanıklar bu durumu tam söyleyemediler” denilmiştir,

Dinlenen tanıkların anlatımı ile davalıdan kaynaklanan evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanmayı gerektirecek bir eylem kanıtlanmamıştır.

Davalı koca hakkında verilen 18.6.2003, 25.5.2004 ve 1.3.2005 günlü raporlarda “Peniste tek taraflı penil protezi mevcut olup bu haliyle cinsel ilişki kurabilir” tanı ve kararı mevcuttur.

Boşanma Davası neden reddedilmelidir?

A) Boşanma Davası “nispi boşanma” sebebine dayanılmıştır. Davacı kadın, “çekilmezlik” unsurunu kanıtlayamamıştır.

B) Davacı kocanın penil protezi ile cinsel ilişki kurabileceği ve bu kapasitede olduğu alınan raporlar ile sabittir. Kadının bakire olduğu ileri sürülmüş olmadığı gibi cinsel ilişkiden yoksunluk kanıtlanmadığı için “elverişsizlik” ilkesinin de uygulanma olanağı yoktur.

C) Davalı kocadan kaynaklanan başkaca bir eylem de kanıtlanamadığına göre “sadece penil protez takılması” olgusu davacı kadının boşanma davasının kabulü ne gerekçe yapılamaz.

Bu sebeplerle davacı kadın tarafından açılan boşanma davasının reddi konusunda yerel mahkeme hakimi ile “aynı görüşü” paylaşıyorum. Bu sebeplerle değerli çoğunluğun “farklı görüşüne” katılmıyorum.

EYLEMLİ AYRILIK İLKESİ

Eşler sürekli ve eylemli olarak uzun süredir bir araya gelmemişlerse boşanmaya hükmedilmeli dir. Eşlerin bu biçimde yaşaması birlikte yaşama istek ve inancının kalmadığının bir göstergesidir. Eşlerin ayrı yaşama süreleri ise onların yeni bir yaşamı başlatma olanağını ortadan kaldırmayacak uzunlukta olmalıdır.

743 sayılı Türk Kanunu Medeni sine 3444 sayılı yasa ile konulan geçici l/d. maddesine göre beş yıllık eylemli ayrılık bir boşanma sebebi olarak belirlenmiş idi.

MEDENİ KANUNUMUZUN DAYANDIĞI İLKELER

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ilkeler bazında karma sisteme yer vermiştir. Başka bir anlatımla boşanma sebeplerinin tek tipten oluşmadığını bazı boşanma sebeplerinde birden çok ilkeye dayanılmış olduğunu gözlemlemekteyiz.

Kusur ilkesinin;

  • Zina sebebiyle boşanma davasında (TMK. m. 161),
  • Hayata kast sebebiyle boşanma davasında (TMK. m. 162),
  • Pek kötü veya onur kırıcı davranış sebebiyle boşanma davasında (TMK. m. 162),
  • Suç işleme sebebiyle boşanma davasında (TMK. m. 163),
  • Terk sebebiyle boşanma davalarında,  (TMK. m. 164)
  • Elverişsizlik ve evlilik birliğinin sarsılması ilkesinin akıl hastalığı sebebiyle boşanma davalarında,  (TMK. m. 165)
  • Evlilik birliğinin sarsılması ilkesinin evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma davalarında,  (TMK. m. 166 f. I-II)
  • Kısmen irade ilkesi, kısmen de evlilik birliğinin sarsılması ilkesinin anlaşmalı boşanma davalarında, (TMK. m. 166 f. III)
  • Eylemli ayrılık ilkesinin eylemli ayrılık sebebiyle boşanma davalarında (TMK. m. 166 f. IV)

benimsenmiş olduğunu söyleyebiliriz.

Boşanmanın Dayandığı Hukuk İlkeleri Hukuk İlkeleri,