4°C
İSTANBUL HAVA DURUMU4°C Kar Yağışlı
DESTEK TELEFONU 0532 442 62 33

Bizden Haberler

Boşanma.org.tr

Nişanlılığın Hukuki Niteliği

- +

project-image-6

Nişanlılığın Hukuki Niteliği

Nişanlanmayı sağlayan karşılıklı evlenme vaadinin oluşturduğu hukuki işlemin niteliği öğretide değişik görüşlerin ileri sürülmesine sebebiyet vermiştir.

Nişanlanmanın hukuki niteliğini açıklayan görüşleri aşağıdaki ana başlıklara göre inceleyeceğiz;

  • Ön sözleşme görüşü,
  • Sözleşme görüşü,
  • Karar görüşü,
  • Güven ilişkisi görüşü

Şimdi bu konu başlıklarını daha ayrıntılı inceleyelim.

Ön Sözleşme Görüşü

Borçlar Hukukunda, tarafların ileride yapmak istedikleri asıl sözleşmeyi karşılıklı olarak birbirlerine taahhüt etmelerine ön sözleşme/sözleşme yapma vaadi denilmektedir. (Borçlar Kanunu m.22)

On sözleşme görüşünü savunan yazarlara göre nişanlanma bir evlenme vaadi olduğuna göre bu vaadi oluşturan hukuki işleme de ön sözleşme denilebilir. (VELİDEDEOĞLU, s 22.)

Bu görüş değişik sebeplerle eleştiri konusu yapılmıştır.

On sözleşme aynı cinsiyete bağlı kişiler arasında yapılabilirken nişanlanma bir erkek ile bir kadın arasında yapılabilir.

Bilindiği üzere ön sözleşme asıl sözleşmenin şekline bağlı olarak yapılır. (BK m. 22 f. II.)

Evlenme 4721 sayılı Türk Medeni Kanununda belirli şekle bağlandığı halde (TMK m. 134-144.) oysa nişanlanma için şekil koşulu getirilmemiştir.

Ön sözleşmede vaat yerine getirilmezse ilgilisine vaadini yerine getirmesi için dava açılabileceği gibi sözleşme cezası dahi kararlaştırılabilir.

Oysa nişanlılık, evlenmeye zorlamak için dava hakkı vermediği gibi evlenmeden kaçınma hâli için öngörülen cayma tazminatı veya ceza şartı dava edilemez; ancak yapılan ödemeler de geri istenemez. (TMK m. 119)

Bu hukuki nedenlerin yanında sosyal nedenler sebebi ile de nişanlanmanın kat-i sonucunun evlilik olması da imkansızdır. Nişanlılık ancak evlilik beklentisi ve hazırlığı olmalıdır. Nişan kavramının tarihçesi incelendiğinde görülecek iki nokta vardır. Kadının evlilik hazırlığı yaptığı bilgisinin yayılması ve evleneceği erkeğin kimliği ile ilgili bilginin ilanıdır. Nişan süresince gerçek amaç ise evlenme hazırlığında olan kişilerin birbirlerini tanımasının sağlanmasıdır. Nişanlılık sürecinde bireylerin karşı tarafı tanımasının olağan sonucu olarak olumlu ve evlilikle sonuçlanan bir yapı kurulabildiği gibi olumsuz olarak kısa-orta-uzun vadede ortaya çıkabilecek sorunların varlığı nedeni ile nişanın bozulması da gündeme gelmektedir. Ayrıca Boşanma konularında ayrıntılı inceleyeceğimiz Mutlak butlan sebepleri arasında olan kandırma ve aldatılma Nişan süresince de tespit edilebilir.

Nişanlılığın İşlevi isimli yazımızda da Açıkladığımız gerekçelerle nişanlanmanın bir ön sözleşme olduğu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır.

Sözleşme Görüşü

Sözleşme görüşünü savunan yazarlara göre nişanlanma bir Ön sözleşme değil bir erkekle bir kadının karşılıklı olarak evlenme vaadinde bulunmaları ile oluşan sözleşme sayılmalıdır.

Nişanlanmanın sözleşme olduğunu açıklayan görüşler aşağıdaki ayrımlamaya göre ileri sürülmektedir;

  • Borçlar Hukuku sözleşmesi
  • Aile Hukuku sözleşmesi

Şimdi bu konuya ilişkin olmak üzere daha ayrıntılı açıklamalarda bulunacağım.

Borçlar Hukuku Sözleşmesi

Nişanlanmanın yapma borcunu doğuran Borçlar Hukuku sözleşmesi olduğunu açıklayan görüşe göre nişanlanma tarafların iradesinden doğmakla yapma ya da yapmama şeklindeki yan borçlar da tarafların iradesinden doğmaktadır. (Karşılaştırınız: HONSELL/VOGT/GEİSER, Art. 90 N 6 vd., DURAL/ÖĞÜZ/GÜMÜŞ, s. 14. Dİp not: 14.)

Tazminat istemeye hakkı olan tarafın ana ve babası veya onlar gibi davranan kimseler de, aynı koşullar altında yaptıkları harcamalar için uygun bir tazminat isteyebileceği düşünüldüğünde nişanlanmanın bir Borçlar Hukuku sözleşmesi olduğu ileri sürülemez. Borçlar Hukuku sözleşmesi olabilmesi için borcun istenmesi gerekir. Yapılan harcama için tazminat değil.

Aile Hukuku Sözleşmesi

Nişanlanmanın Aile Hukuku sözleşmesi olduğunu açıklayan görüşe göre nişanlanma kendine Özgü (Sui generis) bir aile hukuku sözleşmesidir.

Aile Hukukuna özgü sözleşme olmasının doğal sonucu olarak da Sözleşmeler Hukuku hükümlerinin kural olarak nişanlılıkta uygulanması söz konusu değildir. Ancak uygun düştüğü ölçüde Borçlar Hukuku kurallarının nişanlılık ilişkisi için uygulanması gereği de gözden kaçırılmamalıdır.

Düşüncemize göre nişanlılık Aile Hukuku sözleşmesi olarak kabul edilmelidir.

Karar Görüşü

Karar görüşünü savunan yazarlara göre nişanlanma ne bir ön sözleşme ne de bir sözleşme olmayıp karar sayılmalıdır. (SAYMEN/ELBİR, s 33-34)

Karar görüşüne göre nişanlanmada tarafların iradesi evlenme kararında birleşmektedir.

Aralarında oy hakkının da bulunduğu temel ilişkiden yoksun irade açıklamasının karar olarak nitelendirilmesi isabetsizdir.

Her Nişanlanmanın Evlilik ile sonuçlanmadığı da bir gerçektir. Bu bize tarafların ortak iradelerinin “evlilik kararında” birleşmediğini göstermektedir. Bir kızı 40 kişi ister bir kişi alır sözü Anadolu’da halen kullanılan bir deyimdir. Bu nişanlılık sürecinde Gerek erkeğin kadının isteklerine karşılık verebileceğinin erkek ve kadın tarafından kontrolünü sağlaması. Gerek nişanlılık sürecinde tarafların birbirleri hakkında doğru bildiği yanlış şeylerin ortaya çıkmasını sağlar.

Kaldı ki karar da iradelerin ayrı yönde oluşabileceği düşünüldüğünde nişanlılığa karar denilmesini isabetli bulmuyoruz.

Güven İlişkisi Görüşü

Güven ilişkisi görüşünü savunan yazarlara göre nişanlanma ne bir ön sözleşme ne bir sözleşme ne de karar olmayıp güven ilişkisi sayılmalıdır. (Karşılaştırınız: CANARİS, s. 15, ÖZTAN. s. 27. Dip not: 36.)

Güven ilişkisi görüşünü göre nişanlanma, evlenme sözleşmesi yapılacağına dair güvene dayandırılmaktadır. Güven bunalımının sonucu ise bu ilişkinin sonlandırılması sonucunu doğurur.

Evlenme vaadinin yer almadığı güven duygusunun nişanlılık statüsü yaratması beklenmemelidir.

Yani günümüzde “Sevgili” isimlendirmesinin Nişanlılık statüsü ile bir ilişkisi ve Hukuki karşılıklarının olmayacağı düşünülmelidir. Ancak Aile Hukuku Olması gereken ilkelerde ifade etmeye çalıştığımız bazı noktalar mevcuttur. 6 aydan daha uzun bir birlikteliği birlikte aynı evde geçiren kişilerinde birbirlerine karşı hukuken bir statü kazanmaları gerektiği düşüncemiz ile ilgili Hukuki değerlendirmelerimizi yazmıştık. Bu nedenle İsmi ne olursa olsun Duygusal Aile koşullarının Hukuken tanımlanması ile bu sorunun çözüleceğini düşünüyoruz.

Evliliğin kurulması, Evlilik Hukuku, nişan hukuku, Nişanlılık,