4°C
İSTANBUL HAVA DURUMU4°C Kar Yağışlı
DESTEK TELEFONU 0532 442 62 33

Bizden Haberler

Boşanma.org.tr

Nişanlılığın Oluşumu - Tarafların Ehliyeti

- +

project-image-6

Nişanlılığın Oluşumu – EHLİYETİN VARLIĞI

Nişanlanma ehliyeti 4721 sayılı Türk Medeni Kanununda ayrıca düzenlenmediğinden (Ziya AKINCI/Cemile DEMİR GÖKYAYLA, Milletlerarası Aile Hukuku, İstanbul- 2010, s. 11.) nişanlanma ehliyeti genel kurallara göre belirlenecektir. TMK. m. 13 hükmü ile ayırt etme gücünün olumsuz tanımı verilmiştir. Ayırt etme gücü akla uygun biçimde davranma yeteneği olarak tanımlanabilir.

Nişanlanma iradesi ise ancak akla uygun biçimde davranma yeteneği olan kişi tarafından açıklanabilir. O halde nişanlanacak kişilerin nişanlanma sözleşmesinin yapıldığı sırada ayırt etme gücüne sahip olmaları gerekir.

Nişanlanma sözleşmesi gerçekleştikten sonra ayırt etme gücünün kaybı durumunda nişanlanma kendiliğinden geçersiz duruma gelir.

Nişanlanmada Tarafların varlık bulan iradesinde irade gösterme ehliyetinin varlığı aşağıdaki konu başlıklarına göre yapılacaktır.

  • Tam Ehliyetliler
  • Sınırlı Ehliyetliler
  • Sınırlı Ehliyetsizler

1- Tam Ehliyetliler

Tam ehliyetlilerin (TMK. m. 10) her türlü hukuki işlemi yapabilmeleri olanaklı olduğundan tek başlarına kimseden izin almadan nişanlanabilirler. (Ayırt etme gücüne sahip, ergin olan ve kısıtlı bulunmayanlar.)

2- Sınırlı Ehliyetliler

Vesayet makamı tarafından gerçek bir kişiye yasal danışman atanması kanunda düzenlenmiş sınırlı hâllere özgü olarak kararlaştırılabilir,

TMK. m. 429 hükmüne göre kısıtlanması için yeterli sebep bulunmamakla beraber korunması bakımından fiil ehliyetinin sınırlanması gerekli görülen ergin bir kişiye kanunda gösterilen işlerde görüşü alınmak üzere bir yasal danışman atanır. Bu işler arasında nişanlanma sayılmamıştır.

Kendisine yasal danışman atanan kişi fiil ehliyeti kısmen sınırlandırılmış (ÖZTAN, (2004). s. 752.) olduğu için sınırlı ehliyetli sayılır.

Sınırlı ehliyetliler (= Ayırt etme gücüne sahip, ergin olan ve kısıtlı bulunmadıkları halde kendilerine yasal danışman atananlar.) nişanlanma ehliyetine tam olarak sahiptirler.

3- Sınırlı Ehliyetsizler

Vesayet altında bulunan küçük (=Küçüklük bir kısıtlılık değil vesayet sebebidir.) ya da kısıtlı ayırt etme gücüne sahip ise (=Mümeyyiz.) sınırlı ehliyetsiz olarak kabul edilir.

Sınırlı ehliyetsizlerin nişanlanma ehliyetlerini aşağıdaki konu başlıklarına göre inceleyeceğiz;

  • Ayırt etme gücüne sahip küçük,
  • Ayırt etme gücüne sahip kısıtlı.

Şimdi bu konuyu daha ayrıntılı inceleyeceğiz.

Ayırt Etme Gücüne Sahip Küçük Açısından

TMK. m. 11 f. I hükmüne göre normal erginlik onsekiz yaşın doldurulmasıyla başlar. Hukuken 18 yaşına girmiş olmak ergin olmak için yeterli değildir. 18 yaşın doldurulması ve bir sonraki yaş içerisinden bir gün alınması gerekmektedir. Bu Hukuk sisteminin içerisindeki tüm ergin tanımlamasının ihtiyaç olduğu yerler için geçerlidir.

Erginlik kişinin olgunluğunun benimsenmesidir. Kanun koyucu erginlik için belirli statünün kazanılmasını istemektedir. Onsekiz yaşın doldurulmasıyla, (TMK. m. 11 f.I.) evlenmeyle, (TMK. m. 11 f. II.) gerekli koşullan varsa hâkim kararıyla (TMK. m. 12.) kişinin olgunluğa eriştiği kabul edilir.

Bilindiği üzere 4721 sayılı Türk Medeni Kanununda evlenme için evlenme yaşı 18 gösterilmiştir. Şöyle ki erkek veya kadın onyedi yaşını doldurmadıkça evlenemez. Ancak, hâkim olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebeple onaltı yaşını doldurmuş olan erkek veya kadının evlenmesine izin verebilir. Olanak bulundukça karardan önce ana ve baba veya vasi dinlenir. (TMK m. 124.)

4721 sayılı Türk Medeni Kanununda evlenme için evlenme yaşı gösterilmiş olmasına rağmen nişanlanma yaşı gösterilmiş değildir. Başka bir anlatımla Türk Medeni Kanununda nişanlanma yaşı düzenlemesi yapılmamıştır. Bu nedenle daha küçük yaşlarda birbiri ile nişanlandırılan küçük yaştaki hukuken çocukların varlığı görülmektedir. Hukuken bir ihlal söz konusu olmadığı için buna müdahale yapılmamaktadır. Hukuk bunu kazanılmış bir sıfat olarak değerlendirmektedir.

Nişanlanmanın evliliğin kurulmasının ilk basamağı olduğu gerçeği karşısında nişanlanma yaşının alt/taban sınırının evlenme yaşından daha aşağıda olacağı tartışmasızdır. Bu sebeple nişanlanacak olanların ergin olma zorunluluğundan söz edilemez.

Nişanlanma yaşı belirlenirken ayırt etme gücüne sahip küçüğün nişanlanmanın konusu olan evlenme vaadinin ne anlama geldiğini bilecek olgunlukta olması gerekir. Bu olgunluk ise Öncelikle cinsel olgunluğu içerir. O halde nişanlıların en azından cinsel olgunluk çağında bulunmaları beklenir.

Nişanlanma bir evlilik vaadi olması ve evliliğin ana amaçlarından birinin gelecek nesilleri meydana getirecek çocukların varlığını sağlama ve bunun da cinsel birliktelikten geçmesi nedeni ile cinsel olgunluk meydana gelmeden evlilik vaadinin sunulamayacağı gerçektir.

Cinsel olgunluğa erişmeyen küçüğün evlenme vaadinde bulunması kesin hükümsüz olduğu gibi kendisine yönelen evlenme vaadini kabul etmesi de kesin hükümsüzdür. (ÖZTAN,s. 35.)

Yasat Temsilcinin Rızasının Alınması

Nişanlanma, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça ayırt etme gücü olan küçüğü bağlamayacağından (TMK. m. 118 f. II.) bu bölümde yasal temsilcilerin rızasının alınması konusunda açıklamalarda bulunacağız.

Yasal temsilci ayırt etme gücü olan küçüğün nişanlanmasına rızasını açıkladıktan sonra bu açıklamasından iradesini sakatlayan sebepler bulunmadıkça dönemeyeceği gibi yasal temsilcinin nişanlanma için verdiği rıza sadece nişanlanma için geçerli olduğundan bu rıza evlenmeye izini kapsamaz. (Bilindiği üzere küçük, yasal temsilcisinin izni olmadıkça evlenemez. (TMK m. 126))

Öncelikle rızası alınması gereken yasal temsilci konusuna açıklık getirmek gerekir.

Ergin olmayan çocuk, ana ve babasının velâyeti altındadır. Yasal sebep olmadıkça velâyet ana ve babadan alınamaz. (TMK m. 335 f. I.) Evlilik devam ettiği sürece ana ve baba velâyeti birlikte kullanırlar. Ortak hayata son verilmiş veya ayrılık hâli gerçekleşmişse hâkim, velâyeti eşlerden birine verebilir. Velâyet, ana ve babadan birinin ölümü hâlinde sağ kalana, boşanmada ise çocuk kendisine bırakılan tarafa aittir. (TMK m. 336.) Ana ve baba evli değilse velâyet anaya aittir. Ana küçük, kısıtlı veya ölmüş ya da velâyet kendisinden alınmışsa hâkim, çocuğun menfaatine göre, vasi atar veya velâyeti babaya verir. (TMK m. 337.)

Vesayet makamı yasal temsilciyle menfaat çatışması bulunması hâlinde ilgilisinin isteği üzerine veya re’sen temsil kayyımı atar. (TMK. m. 426 b. 2.)

Velâyet altında bulunmayan her küçük vesayet altına alınır. (TMK m. 404 f. I.)

Nişanlanmaya İzin

Yasal temsilci ayırt etme gücü olan küçüğün nişanlanmasına rızasını nişanlanma sözleşmesinden önce bildirebilir. Ayırt etme gücü olan küçüğün nişanlanmasına yasal temsilcinin rızasını nişanlanma sözleşmesinden önce bildirmesine nişanlanmaya izin denilir.

Ayırt etme gücü olan küçük ana ve babanın velayeti altında ise nişanlanmaya iznin hem ana hem de baba tarafından verilmiş olması gerekir. Diğer bir deyişle sadece ana ya da sadece babanın nişanlanmaya izin vermesi yeterli değildir.

Yasal temsilci ayırt etme gücü olan küçüğün nişanlanmasına rızasını koşullu olarak verebilir. Bu koşulun makul ve anlaşılabilir olması beklenir.

Örnekler vermek gerekirse;

Yasal temsilci ayırt etme gücü olan küçüğün koşullarını dikkate alarak evlenme sözleşmesinin küçüğün okulunu bitirmesinden sonra yapılmasını koşul koşabilir.

Aynı sebeplerle evlenmelerinde aralarında

Kural mal rejiminin (yasal mal rejimi=edinilmiş mallara katılma rejimi) (TMK. m. 202 f.I, 218- 241) değil de seçilebilir mal rejimlerinden (= TMK. m. 202 f.II, 242-281) mal ayrılığı rejiminin (= TMK. m. 242-243) geçerli olmasını koşul koşabilir.

Ancak küçük bu koşulların haklı sebebe dayanmadığı düşüncesinde ise aile mahkemesi (=yoksa Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemesi) hâkimine başvurabilir.

Nişanlanmaya onam

Yasal temsilci ayırt etme gücü olan küçüğün nişanlanmasına rızasını nişanlanma sözleşmesinden sonra bildirebilir. Ayırt etme gücü olan küçüğün nişanlanmasına yasal temsilcinin rızasını nişanlanma sözleşmesinden sonra bildirmesine nişanlanmaya onam başka bir anlatımla icazet denilir.

Yasal temsilci ayırt etme gücü olan küçüğün nişanlanmasına rızasını nişanlanma sözleşmesinden sonra açık olarak bildirebileceği gibi örtülü olarak da bildirebilir.

Örtülü onam aşağıdaki şekillerde gerçekleşebilir;

  • Yasal temsilcinin nişanlıları başkalarının yanında kutlaması,
  • Yasal temsilcinin nişanlılara hediyeler alması,
  • Yasal temsilcinin nişanlılarla birlikte toplantılara katılması,
  • Yasal temsilcinin nişanlıları başkalarına nişanlı olarak tanıtması vb.

Hâkime Başvuru

Hâkim, haklı sebep olmaksızın evlenmeye izin vermeyen yasal temsilciyi dinledikten sonra, bu konuda başvuran küçüğün evlenmesine izin verebilir. (TMK m. 128.)

Evlenmeye izin verilmemesi durumunda tanınan hâkime başvuru hakkının nişanlanma konusunu düzenleyen TMK m. 118-123 hükümleri arasında yer almadığı görülmektedir.

Düşüncemize göre yasal temsilci haklarını kullanırken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. (TMK m. 2.) Çocuğun menfaati tehlikeye düştüğü takdirde hâkim, çocuğun korunması için uygun önlemleri alır. (TMK m. 346.)

Bu sebeplerle TMK m. 128 hükmü örneksenerek ve Aile mahkemesi (=yoksa Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemesi) hâkimi haklı sebep olmaksızın nişanlanmaya izin vermeyen yasa) temsilciyi dinledikten sonra, bu konuda başvuran küçüğün nişanlanmasına İzin verebilir.

Yasal Temsilcilerin Rızasının Yokluğunun Sonuçları

Sınırlı ehliyetsiz olan ayırt etme gücü olan küçüğün yasal temsilcilerinin rızası olmadan yaptığı nişanlanmanın sonuçlarını ayırt etme gücü olan küçük ve diğer taraf açısından ayrı ayrı açıklamak gerekir.

Ayırt Etme Gücü Olan Küçük Açısından

Nişanlanma, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça ayırt etme gücü olan küçüğü bağlamaz. (TMK. m.118 f.II.) Sınırlı ehliyetsiz olan ayırt etme gücü olan küçük nişanlanma kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan olduğu halde kendi başlarına nişanlanamaz ise de yasal temsilcilerinin rızası olmadan yaptığı nişanlanma yasal temsilcilerinin icazetine kadar askıda sayılır.

Başka bir anlatımla sınırlı ehliyetsiz olan ayırt etme gücü olan küçüklerin gerçekleştirdikleri nişanlanma sözleşmesinin kendilerini bağlaması için yasal temsilcilerinin rızası aranır.

Ancak sınırlı ehliyetsiz olan ayırt etme gücü olan küçük yasal temsilcilerinin rızası olmadan yaptığı nişanlanmadan sonra ergin olmuşsa nişanlanma kendiliğinden geçerli duruma dönüşür.

Diğer Taraf Açısından

Yasal temsilcilerinin rızası olmadığı halde sınırlı ehliyetsiz olan ayırt etme gücü olan küçük ile nişanlanma sözleşmesi yapan diğer tarafın İse yapılan bu nişan sözleşmesi ile bağlı olabilmesi için tam ehliyetli ya da sınırlı ehliyetli olması yeterlidir.

Yapılan nişanlanmaya diğer tarafın belirlediği veya başvurusu üzerine hâkimin belirleyeceği uygun bir süre içinde yasal temsilci tarafından icazet verilmezse, diğer taraf nişanlanmayla bağlı olmaktan kurtulur. (TMK m. 451 f. II.)

Ayırt Etme Gücüne Sahip Kısıtlı

Kısıtlama ergin bir kimsenin fiil ehliyetinin mahkeme kararıyla sınırlandırılmasıdır. Fiil ehliyetinin sınırlandırılması mahkeme kararıyla gerçekleşmekte olduğundan sadece kanunda sayılı sebeplerle yapılabilir.

Vasi, vesayet altındaki kişinin gerek kişiliği gerekse malvarlığı ile ilgili bütün menfaatlerini korumak ve hukuki işlemlerde onu temsil etmekle yükümlüdür. (TMK m. 403 f. I.)

Vesayet altında bulunan kısıtlı ayırt etme gücüne sahip ise sınırlı ehliyetsiz olarak kabul edilir. Sınırlı ehliyetsizlerin ehliyetsizi! asıl olup ehliyeti istisna sayılır.

Yasal Temsilcinin Rızasının Alınması 

Sınırlı ehliyetsizler (Ayırt etme gücü olan küçük, ayırt etme gücü olan kısıtlı.) nişanlanma kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan olduğu halde kendi başlarına nişanlanamazlar.  Ayırt etme gücüne sahip olan vesayet altındaki kişi, vasinin açık veya örtülü İzni veya sonraki onamasıyla yükümlülük altına girebilir. (TMK m. 451 f. I.) Bu sebeple sınırlı ehliyetsizlerin nişanlanma sözleşmesinin kendilerini bağlaması için yasal temsilcilerinin rızası aranır.

Yasal temsilci ayırt etme gücü olan kısıtlının nişanlanmasına rızasını açıkladıktan sonra bu açıklamasından iradesini sakatlayan sebepler bulunmadıkça dönemez.

Nişanlanmaya İzin

Yasal temsilci ayırt etme gücü olan kısıtlının nişanlanmasına rızasını nişanlanma sözleşmesinden önce bildirebilir. Ayırt etme gücü olan kısıtlının nişanlanmasına yasal temsilcinin rızasını nişanlanma sözleşmesinden Önce bildirmesine nişanlanmaya izin denilir.

Yasal temsilci ayırt etme gücü olan kısıtlının nişanlanmasına rızasını koşullu olarak verebilir. Bu koşulun makul ve anlaşılabilir olması beklenir.

Nişanlanmaya onam

Yasal temsilci ayırt etme gücü olan kısıtlının nişanlanmasına rızasını nişanlanma sözleşmesinden sonra bildirebilir. Ayırt etme gücü olan kısıtlının nişanlanmasına yasal temsilcinin rızasını nişanlanma sözleşmesinden sonra bildirmesine nişanlanmaya onam başka bir anlatımla icazet denilir.

Yasal temsilci ayırt etme gücü olan kısıtlının nişanlanmasına rızasını nişanlanma sözleşmesinden sonra açık olarak bildirebileceği gibi Örtülü olarak da bildirebilir.

Örtülü onam aşağıdaki şekillerde gerçekleşebilir;

  • Yasal temsilcinin nişanlıları başkalarının yanında kutlaması,
  • Yasal temsilcinin nişanlılara hediyeler alması, (AKINTÜRK, s. 32)
  • Yasal temsilcinin nişanlılarla birlikte toplantılara katılması,
  • Yasal temsilcinin nişanlıları başkalarına nişanlı olarak tanıtması vb.

Hâkime Başvuru

TMK. m. 461 f. I hükmüne göre ayırt etme gücüne sahip olan vesayet altındaki kişi ve her ilgili, vasinin eylem ve işlemlerine karşı vesayet makamına şikâyette bulunabilir.

Vasi, nişanlanmaya haklı sebep olmadan rıza vermezse vesayet makamına şikâyet edilebilir.

Vesayet konusunda daha ayrıntılı bilgi için bakınız:

  • Vesayet Hukuku, Yetkin Yayınevi. Ankara 2009, Kısaltma: GENÇCAN-Vesayet..
  • “Aile ve Nesep Hukuku ile İlgili Genel Bilgiler ve Yasal Durum”,
  • Almanya Adalet Bakanlığı ile Türkiye Adalet Bakanlığı tarafından düzenlenen Türk-Alman Yargıçlar Seminerinde/Türkisch-Deutsche Riehterlsgung sunulan tebliğ.
  • Ekim 2001, Ausbddung-Und Erholungszentrum/ Antalya-Türkiye. Türk-Alman Yargıçlar Semineri DİE TURKISCH-DEUTSCHF. RICHTERTAGUNG, Ankara Açık Cezaevi Matbaası, Ankara-2001. s.60-74. Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı Eğitim Dairesi Başkanlığı yayınları”

Yasal Temsilcilerin Rızasının Yokluğunun Sonuçları

Sınırlı ehliyetsiz olan ayırt etme gücü olan kısıtlının yasal temsilcilerinin rızası olmadan yaptığı nişanlanmanın sonuçlarını ayırt etme gücü olan kısıtlı ve diğer taraf açısından ayrı ayrı açıklamak gerekir.

Ayırt Etme Gücü Olan Kısıtlı Açısından

TMK. m. 118 f. II hükmüne göre nişanlanma, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça kısıtlıyı bağlamaz. Başka bir anlatımla sınırlı ehliyetsiz olan ayırt etme gücü olan kısıtlıların gerçekleştirdikleri nişanlanma sözleşmesinin kendilerini bağlaması için yasal temsilcilerinin rızası aranır.

Sınırlı ehliyetsiz olan ayırt etme gücü olan kısıtlı nişanlanma kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan olduğu halde kendi başlarına nişanlanamaz ise de yasal temsilcilerinin rızası olmadan yaptığı nişanlanma yasal temsilcilerinin icazetine kadar askıda sayılır.

Ancak sınırlı ehliyetsiz olan ayırt etme gücü olan kısıtlı yasal temsilcilerinin rızası olmadan yaptığı nişanlanmadan sonra hakkında verilmiş olan kısıtlılık kararı kaldırılmışsa nişanlanma kendiliğinden geçerli duruma dönüşür.

Vesayet altındaki kişi, fiil ehliyetine sahip olduğu hususunda diğer tarafı yanıltmış ise, onun bu yanıltması nedeni ile karşı tarafın uğradığı zarardan sorumlu olur. (TMK m. 452 f. II.)

Diğer Taraf Açısından

Yasal temsilcilerinin rızası olmadığı halde sınırlı ehliyetsiz olan ayırt etme gücü olan kısıtlı ile nişanlanma sözleşmesi yapan diğer tarafın ise yapılan bu nişan sözleşmesi ile bağlı olabilmesi için tam ehliyetli ya da sınırlı ehliyetli olması yeterlidir.

Yapılan nişanlanmaya diğer tarafın belirlediği veya başvurusu üzerine hâkimin belirleyeceği uygun bir süre içinde yasal temsilci tarafından icazet verilmezse, diğer taraf nişanlanmayla bağlı olmaktan kurtulur. (TMK m. 451 f. II.)

4- Tam Ehliyetsizler

Ayırt etme gücü bulunmayanların yaptıkları nişanlanma sözleşmesi bu konuda ehliyetleri bulunmadığından kesin hükümsüz (Mutlak Butlan) olup etkisini de geçmişe etkili olarak doğurmaktadır.

Bilindiği üzere kesin hükümsüz olan nişanlanma daha sonra ayırt etme gücü kazanılsa ya da vasi bu işleme onay verse veya zamanaşımıyla da geçerli duruma gelemez. Nişanlanma işlemine geçerlilik kazandırılmak isteniyorsa yeniden yapılmak gerekir.

Açıkladığımız sebeplerle tam ehliyetsizlerin nişanlanma ehliyeti bulunmadığından ayrıca nişanı bozmasına gerek yoktur.

Tam ehliyetsizlerin nişanlanma işlemini kendi başlarına yapmaları mümkün olmadığı gibi yasal temsilcilerinin rızaları ile nişanlanmaları da mümkün değildir.

Nişanlanma sırasında geçici bir sebeple ayırt etme gücünden yoksunluk söz konusu ise (Örneğin evlenme vaadinde bulunurken ya da evlenme vaadini kabul ederken kendini bilmez derecede sarhoş olan kişinin geçici bir sebeple ayırt etme gücünden yoksunluğu söz konusudur.) yapılan irade açıklaması geçerli olmadığından bu zamanda yapılan nişanlanma kesin hükümsüzdür. (Kesin hükümsüzlüğün doğal sonucu açıklanan irade beyanından ayrıca dönülmesine^ gerek bulunmamaktadır.)

Başka bir anlatımla “Evlenme sırasında geçici bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun olan eş, evlenmenin iptalini dava edebilir” şeklindeki TMK m. 148 hükmü şekle bağlı olan evlenmeye özgü istisnai bir kural olup Bu Örnek nişanlanma için uygulanamaz.

Evliliğin kurulması, Evlilik Hukuku, nişan hukuku, Nişanlılık,